Edebiyat ruhun coğrafyasıdır

Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Etkinlikleri ''Genç Yazarlar Okullarda'' isimli söyleşi ve imza günü ile “Genç olmak ve Genç Ölmek” isimli şiir sunumuyla devam etti.

Yazı yazmaya nasıl başladığına değinen Şair Taner Sarıtaş, “Ben sanatın her dalının bir tür çatışmadan, bir tür uyumsuzluktan doğduğuna inanıyorum. Bu uyumsuzluk beni bir şeyler üretmeye, yazmaya itti. İlk şiirim Işkın Dergisi'nde yayınlandı. Üniversite 2. sınıfın sonlarına doğru arkadaşlarımla Arz-ı Hal adlı bir dergi çıkarmaya karar verdik. Dergimizin ilk baskısı elimize aldığımızda çocuğumuz olmuş kadar sevinmiştik. Dergah Dergisi başta olmak üzere Hece, İzdiham ve Mahalle Mektebi gibi dergilerde yazılarım yayınlanmaya devam ediyor. Konuşmama şu cümle ile son vermek istiyorum 'Hiçbir gemi sizi bir kitap kadar uzaklara götüremez''' diye konuştu.

Edebiyat benim karnımı doyuruyor

Meyveleri insanlara benzeterek yazdığı ‘Uykusuz Meyveler’ adlı kitabını anlatan Hümeyra Yabar, “Ben çok meraklı bir çocuktum. İlk edebiyat dergimi arkadaşlarımla el yazısıyla yazarak iki sayfa şeklinde otuz adet çıkardık. Lisede kendi kütüphanemi kendi harçlıklarımla oluşturdum. Edebiyat benim karnımı doyuruyordu. Her zaman bir ekmekle doymazsınız. Bazen bir arkadaşınızın güzel bir sözü de karnınızı doyurabilir. Tek amacım gelmiş geçmiş en büyük yazarların yaptığı ve benimde yapmak istediğim şey insanları anlatmak” dedi.

Bir kitap bütün hayatı değiştirebilir

Azerbaycanlı Yazar Şehriyer del Gerani, ''Ben Orhan Pamuk'un kitabından bir cümle ile başlayacağım. Bir kitabında ‘Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti’ yazıyordu. Çok ciddi bir mesaj bu. Orhan Pamuk, bir kitabın bütün hayatı değiştirebileceği mesajını vermiş. Bende Orhan Usta gibi düşünüyorum. Ben Sakarya'yı Necip Fazıl'ın Sakarya Türküsü isimli yazısından tanıdım. O yüzden edebiyat bizim ruhlarımızın coğrafyasıdır. Ben burada olmaktan onurluyum. Kültür Bakanlığı'na ve Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür ediyorum'' şeklinde konuştu.

Yazmanın tek önemli parçası yazmak değil

İtalyan Yazar Alessandro Burbank, “Yazar olduğumu ilkokulda anlamaya başladım. Bir hocam yazımı okumama izin vermemişti. Dersten çıktığımda çok üzgündüm. Anneme gittim ve annem bana şiirimi çok iyi bir yazara okutacağını söyledi. Gidip şiirimi ona okuduğumda birden gülmeye başladı. O gülmeye başladığında bende anladım ki yazdığım şeylerle insanlara belirli duyguları canlandırabilirim. Yazmanın tek önemli parçası yazmak değil, insanlarla buluşturmak ve onlara okumak” ifadelerini kullandı.

Şairler ve yazarlar genellikle genç ölür

Günün son etkinliğine Orhangazi Kültür Merkezi ev sahipliği yaptı. ‘Genç Olmak ve Genç Ölmek’ isimli programda şiir sunumları gerçekleştiren Serdar Tuncer, “Genç yaşta kaybettiğimiz pek çok şairimiz var. Şairler ve yazarlar genellikle genç ölür. Bizim yüzüm çevirdiğimiz olaylara onlar yüz çeviremezler. Bizim görsek de dert etmediğimiz şeyleri onlar bağırlarında bir sızı gibi taşır. Bu nedenle gönül adamları sırtlarındaki yükü daha fazla taşıyamayıp aramızdan göçüp gidiyorlar. Onları hatırlamak için böyle bir program düzenlemişler. Genç olmak ve Genç ölmek sloganıyla yola çıktığımız Uluslararası Genç Edebiyatçılar buluşmasına destek veren Kültür Bakanlığına, Sakarya Büyükşehir Belediyemize ve sponsor kuruluşlara teşekkür ediyoruz” diye belirtti. Serdar Tuncer, okuduğu şiirlerle katılımcılara sanat dolu bir akşam yaşattı.