• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Sakarya 28 °C
  • Kocaeli 28 °C

SEDAŞ’a en derim sevgilerimi gönderiyorum!

Hamdi Yuluğ

MARMARA Bölgesi’nin en cazip sayfiye bölgesi, Sakarya’nın misafir odası olarak adlandırılan Sapanca, önceki haftasonu çağdışı bir görüntüye sahne oldu.

Ortalıkta ne “sandy kasırgası” var ne de şöyle adam gibi bir yağış.

Ama gelin görün ki, doğa harikası turizm ilçesi, Teknoloji Çağı olarak adlandırılan 21’nci yüzyılda tamı tamamına 18 saat karanlığa gömüldü.

Hayat tamamen felç oldu!

Bakkal ve marketlerdeki dondurmalar eridi!

Kasaplarda etler, evlerde dondurulmuş gıdalar bozuldu!

Jeneratörleri arızalanan bazı fabrikalarda üretim durdu!

Cep telefonlarının şarjı bitti, kimse kimseyle iletişim kuramadı!

Bazı GSM firmalarının baz istasyonları devre dışı kaldı!

Pompaların devre dışı kalması sebebiyle ilçenin genelinde sular kesildi!

SEDAŞ, üstelik arıza ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlere de nezaketsizlik yaptı. Bağlamışlar telefona bir bant kaydı bilgi alabilirsen al…

Yazık günah!..

***

Teknoloji çağında, hala 50 yıllık kablolarla Sapanca’ya enerji akımı vermeye çalışan TEİŞ ve SEDAŞ’a bu ayıp yeter!

Bu kurumlar, 50 yıl önceki Sapanca’nın nüfusu ile 2018 yılının Sapancası’nın nüfusunu hiç mi değerlendirmeye almazlar?

Resmi olarak 40 bin 343 nüfusa sahip olan Sapanca’nın yaz aylarında 100-150 bine ulaştığını sağır sultan biliyor da bu kurumların başında oturanlar bilmiyor mu?

Özellikle yaz aylarında elektrik tüketiminin çoğaldığı ve mevcut enerji aktarım kablolarının yetersiz olduğunu her toplantıda ilçe yöneticileri tarafından SEDAŞ yetkililerine defalarca anlatıldı.

Bu amaçla TEİŞ tarafından Sapanca'ya indirme merkezi yapılması için 3 yıl önce Sapanca Belediyesi'nden yer tahsisi istenmişti. Belediyenin Yanık Mahallesi’nde gösterdiği yer TEİŞ tarafından uygun görülmüştü.

Ancak proje 3 yıldır yatırım programına alınmasına rağmen her nedense tekrar çıkarılıyor!

***

Merak ediyorum kışın havalar sertleşip kar yağışı falan başladığında SEDAŞ nasıl elektrik verecek?

Hele bir de şöyle sert bir rüzgar etkili olduğunda bizleri elektriksiz bırakmamayı becerebilecek mi?

Hiç sanmıyorum!

Mevcut trafo ve ekipmanlarla bu işi götürmeye çalışıp her hangi bir yatırım yapmadıkları gün gibi ortada. Dolayısıyla ‘Nuh Nebi’den kalma trafolarla enerji vermeye devam ettikleri müddetçe biz daha çok elektriksiz kalırız. Hatta kış ortasında elektrik kesintileri yüzünden çalışmayan kombiler nedeniyle tir, tir titreriz…

Ayıp gerçekten çok ayıp!..

Her yıl onlarca kasırga neredeyse Amerika’nın tamamını vuruyor adamlar bizim kadar elektrik sıkıntısı çekmiyor. Elektrikleri kesilen bölgeler başka yerlerdeki trafolarla beslenip kısa sürede enerji verilip insanlar çok fazla mağdur edilmiyor.

Biz ise durduk yerde elektriği kesilen bölgeyi başka bir trafodan besleyip insanların mağduriyetini gideremiyoruz. Gün boyu insanları elektriksizliğe mahkum edip işlerinden güçlerinden kalmasına ve zarara uğramasına sebep oluyoruz…

Demek ki şu “sandy kasırgası” ülkemizde yaşanmış olsa SEDAŞ bütün bir yıl boyunca elektrik veremeyecek. Bunu Pazar günü açıkça gördük.

Zira SEDAŞ’ın derdi kesintisiz elektrik sağlamak için gerekli önlemleri almak falan değil. SEDAŞ’ın asıl derdi faturalara gizli ifadeler kullanarak yasladıkları tutarları insanlardan tahsil etmek.

Ne diyelim, “SEDAŞ bıktırdı” ama yapacak bir şey yok. Zira elektriğin ucu SEDAŞ’ın elinde.

Devir onların devri…

 

TOPLUM NEREYE GİDİYOR!?

SEHER vakti teheccüde kalkmak için yatsı namazını kılıp hemen uyuyan dedelerimizin, sabah namazına kadar internet sayfalarında gezen sonra uykusu gelip sabah namazını kılmada uyuyan torunları olduk.

“Evlerimiz İslamlaşsın” diye cihat meydanından cihat meydanına koşan ecdadın, evim geniş olsun diye bankadan bankaya koşup uygun kredi arayan torunları olduk...

Katık bulamayıp ekmeğin içerisine salça süren büyüklerimizin, hangisini yemeye şaşırdığımız sofralara oturup sonra israf eden nesli olduk...

Sabah namazını kaçırdığı için ağlayan dedelerimizin, dizi kaçırdığı için ağlayan torunları olduk...

Sokaklarda bidonlar ile su tankerlerinde sıra bekleyen büyüklerimizin, sıcak su gelmesi için bidonlarca su akıtan çocukları olduk...

İki yamalı şalvarından birisini günlük diğerini de cuma ve bayramda giyinen dedelerimizin, bir bayram giydiğini diğer bayram giyinmeyen nesli olduk...

Kur'an okuyamamayı, namaz kılmamayı ayıplayan dedelerimizin, kirada oturmayı, halk otobüsü kullanmayı ayıplayan torunları olduk...

Tek odalı evlerde on kişi yaşayıp namaz kaçırmayan şükür abidesi büyüklerimizin, geniş ve ayrı odaları bulunan evlerde namaz kılmayan nimetlere şükretmeyen torunları olduk!

Neden acaba?

 

KARAKTERİNİZDEN ÖDÜN VERMEYİN!

ELBETTE hatalar insanlar içindir! Ve hiç durmaksızın yanlışlar yaparız. Önemli olan doğruyu seçmek, bize ne kadar acı verirse versin, bildiğimiz değerleri, erdemleri kaybetmemektir. Bizi doğrudan söküp almak için iyi ya da kötü niyetle pek çok sınava tutuluruz yaşam boyu.

Aslında sınanan sabrımızdır.

Doğruya tutunmak konusunda inadımız, dayanıklılığımız sorgulanır. İnsan her şeye rağmen karakterinden ve duruşundan ödün vermezse, sabrederse; yardım mutlaka gelecektir.

Bilsek de görmesek de anlayabilsek de fark edemesek de…

Ama inanın!

Siz sabreder ve doğrularınızı korursanız, o yardım gelecektir!

 

YARINLAR BİZİM OLACAK

HATIRLATMAK isterim ki Türk Milleti, henüz daha elini yüreğine atmamıştır. İnsanlık tarihi biliyor ki elini yüreğine atmış bir Türk'ten daha kudretli bir iktidar yoktur.

Bilenler bilir ki kulağına ezan okunmuş her Türk'ün ilk cümlesi "Ne Mutlu Türk'üm Diyene"dir. Servetimizi çalanlar unutmasınlar ki Türk'ün onurunu çalacak, kudreti kendinden menkul hiçbir iktidar sahibi yoktur.

Hodri meydan...

Yarın Türkiye'dir, yarın erdemdir, yarın Ne Mutlu Türküm diyenlerindir, yarın Ergenekon'dur, yarın Hira dağıdır, yarın Mehmet'lerindir.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene...

 

MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİK

Türk milletini sevmekte birleşenler; Birbirlerini sevmekte birleşmeğe de mecburlardır. Aksi takdirde millet sevgileri, kimsenin inanmayacağı boş bir laftan ibaret kalır.

Birbirimizi sevmemiz gerektiğinin yazılması kolaydır; fakat uygulanması güçtür.

Yine de dünya nimetlerine erişmek hırsının kışkırttığı nefsimizi, yenmemizin yollarını aramalı, davranışlarımızın hesabını önce kendimize vermeliyiz.

Kavganın devam etmemesi, Millî birlik ve beraberlik şuurunun tam bir hâkimiyet kazanması milletimiz için bir varlık şartıdır.

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim