23 Kasım 2017
  • Sakarya9°C
  • Kocaeli9°C

DÜNDEN BUGÜNE…

Bayram Akyüz

30 Ekim 2017 Pazartesi 22:00

“Bir ülkeyi geriletmenin en kolay yolu, eğitim sistemini sekteye uğratmaktan geçer.”

Bu cümleyi şimdi düşünüp yazdım. Daha önce birileri kullanmış mıdır? Onu da bilemiyorum.

Türkiye gibi eğitilebilir yirmi milyonluk genç nüfusa sahip olan ülkelerin ilk önceliğinin eğitim olması gerektiği belki de hepimizin ortak kanaatidir.

Cumhuriyetimizin 94 kuruluş yıl dönümü üzerinden henüz bir gün geçmişken, geldiğimiz nokta hiçte küçümsenmeyecek seviyelerde olduğu aşikârdır.

“Nüfusunun yüzde onu bile okuryazar olmayan bir imparatorluktan, nerede ise okuryazarı yüz de yüze ulaşan doksan dört yıllık bir Cumhuriyet’in kazanımlarından söz ediyorum.”

Daha bir gün önce,  varlığından haberdar olduğum dört yıl önce kurulan Sakarya Güzel Sanatlar Lisesi;

Devletimiz her ilde bu liselerden birer tane açmış. Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerine temel derslerin haricinde ağırlıklı olarak Resim ve Müzik dersleri veriliyor.

-“Koridorları okul öğrencilerin çizmiş olduğu bir birinden güzel tablolarla dolu.”

İlk mezunlarını geçtiğimiz yıl vermişler. Her yıl Okulun kendi yapmış olduğu sınav ile otuz öğrenci kayıt kontenjanları var.

Yetenek avcıları gibi her yılsonu ortaokulları dolaşıp öğrenci bulmaya çalışıyorlar. Yetenekli öğrencileri ön sınava tabi tutup, başarılı olanları Güzel Sanatlar Lisesine kaydederek geleceğin sanatçılarını yetiştiriyorlar.

Bilmeyenler için söylüyorum!

-“Eğitim alanında hiçbir şey yapılmıyor değil! Yapılan birçok şeyden belki tam olarak bizlerin haberi olmuyor. En doğrusu da yapılanlar yine de yetersiz”

Evime beş dakika yürüme mesafesindeki Belediyenin sanat galerisini bile kültürel etkinliklerle alakadar olan biri olarak bile yeni öğrendim.

Ekim ayının son Perşembe günü ziyaret ettiğim Hatice Aslan Ortaokulunda gördüklerim beni ziyadesi ile mutlu etmiştir.

Bir gönül insanı ve idealist Türkçe Öğretmeninin oluşturmuş olduğu yazı atölyesi ve tiyatro çalışması bir köy okulu için hiç de küçümsenemeyecek bir gelişmedir.

 

***

İş arkadaşlarımın belli bir bölümü çocuklarını özel eğitim kurumlarında okutuyor. Devlet okulları ile özel okulların arasındaki farkı görmek için karar verdim ‘gidip İlimizde bulunan TEKSEN OKULLARINI yerinde göreceğim.’

Cumartesi günü Teksen okullarının Serdivan-Yazlık mahallesindeki yerleşkesine gittim;

-“Ne gördüm?”

İlk kanaatim şu şekilde oluştu. ‘Gördüklerim hayallerimin çok ötesinde bir yapıt. Adamlar yapmışlar.’ İlk olarak şehrimize böylesi bir okullar kampüsünü kazandıran Teksen Okulları kurucu heyetine teşekkür ediyorum.

Bu okulun inşasında hiçbir masraftan kaçınılmamış. Öğrencilere daha verimli şartlarda eğitim verilebilmesi için her türlü imkân düşünülmüş.

Bakın şimdi!

Yirmi beş dönümlük bir araziye yirmi bin metre karelik kapalı kullanım alanı olan şaheser bina inşa etmişler.

-“Bir bina bu kadar nasıl güzel olabilir?

-Bu binayı inşa etmeden önce kırk ülkede farklı okullar üzerinde araştırma yaptık. O okullarda görülen eksikleri de gidererek bu binamızı inşa ettik.”

İki yüz kişilik bir personel kadrosu var. Bu kadronun yüz kırk kişilik bir gurubunu tecrübeli, ilimizde isim yapmış öğretmenler oluşturuyor. Altmış kişilik bir grupta idari işleri yürütüyor.

Anaokulundan başlayarak ilkokul, ortaokul ve lise bölümlerinde yirmişer kişilik sınıflarda bin kişi’ den oluşan öğrenci grubuna eğitim veriliyor.

Anaokulu ve İlkokul birinci sınıf öğrencilerine sabah ve öğle, diğer öğrencilere öğlen yemeği hizmeti sunuluyor.

Cumartesi günü olmasına rağmen derslerin devam ettiğini fark ettim. Birde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları vardı. Her yeri etkinlikler için kendi yapmış oldukları resimlerle süslemişler.

Gördüğüm kadarıyla öğrencilere Akademik eğitimin haricinde; onları asıl hayata hazırlayacak olan sosyal gelişimine katkıda bulunmak için her türlü imkân sunuluyor.

İçinde basketbol ve voleybol sporunun yapılabildiği kapalı spor salonu yanında, iki yüz metre karelik yüzme havuzları var.

Okullarında yerli ve yabancı öğretmenler tarafından tiyatro ve müzik eğitimi de veriliyor. Gösteriler için büyük bir de salonları var.

Beş dönümlük bir alan çimlendirilmiş, yanları ağaçlandırılmış, gelecek için peyzaj çalışmaları için ayrıca bir planları var. O alanda bu yıl öğrencilerin kullanımına açılmış.

Toplamda okul içi ve dışında yaklaşık yedi bin metre karelik bir alan, öğrencilerin boş zamanları için kullanımına verilmiş.

Bu okulun kafeteryasında kendinizi çok lüks bir otel lobisinde gibi hissediyorsunuz.

Kantinlerinde Milli Eğitimin Bakanlığının Yasaklamış olduğu hiçbir ürünün satılmamasına çok dikkat ediyorlar.

Bir öğrenci için ihtiyaç olabilecek her şey düşünülmüş olduğunu gözlemledim.

Lise bölümünde okuyan bir öğrenciye sordum.

-“Sen olsan bu okula başka ne yapardın?

-Her şey var. Daha ne yapıla bilir ki?”

Okul yönetimi ile görüştüm. Onlarda gelinen süreçle ilgili;

-“2016-2017 öğretim yılı yıl kuruluş yılımızdı. Takdir edersiniz işletmeler için en zor süreç bu dönemdir. Kabul ediyoruz bazı aksaklılar oldu. Birçok velimizi dinledik. Onların söylemiş olduğu aksayan hususları önemle dikkate aldık ve söylenen aksaklıkları giderdik. 2017-2018 öğretim yılı açılışımız sonrası okulumuz gördüğünüz gibi.

-Biliyorum, velilerin sürekli bir isteği vardır. Nihayetinde yarınlarımızın teminatı olan canından üstün tuttukları çocuklarını sizlere emanet ediyorlar. Peki, sizin velilerden beklentiniz nedir?

-Evet, Bize emanet edilen çocuklar onların en kıymetli varlıkları bizde bunun farkındayız. Okulumuzu planlarken çocuklarımızın hem sosyal yönünü hem de akademik kariyerini dikkate alarak bu okulları inşa ettik. Ne var ki! Aile bizden ilkokulda hem eğitim, hem de çocuklarının sosyal gelişimine katkıda bulunmamızı istiyor. Bu yaklaşım çok doğru, gelecekte mutlu insanlar görmek istiyorsak iyi eğitim almışlık yanında doğru bir çocukluk geçirmiş olmaları da şart. Ortaokul ve sonrasında ise veli tamamen değişiyor. Çocuklarının tamamen akademik bir eğitim almasını talep ediyorlar. Onlardan isteğim, çocuklarını sadece Akademik eğitim için şartlandırmasınlar. Bunun yanında çocukluklarını ve gençliklerini doyasıya yaşayacak imkânları kullanmalarına müsaade etsinler.

-Sizce veliler bunu neden istiyor?

-Ülkemizin sosyolojik durumu nedeniyle iyi bir kariyer ve meslek sahibi olmalarını istiyor olabilirler.

-Peki değişen sınav sistemleri, bu da sizi etkiliyor mu?

-Bir eğitim kurumu olarak bundan etkilenmememiz mümkün değil. En çok ta öğrenciyi etkiliyor. Öğrenci şartlanıyor ve nerede ise üç yıl mevcut sınav sistemine göre kendisini hazırlıyor. Sınav yılı geldiğinde de bu sınav sisteminin kaldırıldığı, başka henüz bilinmeyen yeni sınav sistemine geçildiği söyleniyor. Öğrenci önce bir boşluğa düşüyor. Bu belirsizlikler öğrenci ve öğretmenleri en çok yıpratan hususlar oluyor.

-Bıktığınız, pes ettiğiniz oluyor mu?

-Her şeye rağmen mesleğimi çok seviyorum.”

Değerli vakitlerini bana ayıran Teksen Okulları’na çok teşekkür ediyorum. Şehrimize böylesi muazzam bir eser kazandırdıkları için de ayrıca kendilerini kutluyorum.

Bir an önce eğitim sistemimizin yapboz tahtası olmaktan çıkartılıp, köklü ve geleceğe ışık tutacak, bir yüz yıl sonra bile değişmeyecek eğitim sistemine ihtiyacı var. Bu sistemi kuracak olanlar da bu işin içinde olan iyi eğitimli eğitmenlerimizdir.

Yavrularımızın eğitimi için Milli Eğitim Bakanı başkanlığında bir araya gelip, en rasyonel olanda karar kılınmalıdır.

Sormak istiyorum!

-“Bu konuyu sorun olmaktan çıkartmaları için daha ne kadar vakte ihtiyaç var?”

Selam ve muhabbetlerimle…

 

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.