• BIST 105.964
  • Altın 162,960
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • Sakarya 8 °C
  • Kocaeli 8 °C

Kulağınıza bir şey fısıldayabilir miyim?

Akın Aksakal

Yok, korkmayın, size sır falan vermeyeceğim.

İçimi döküp rahatlamayacağım

Korkularımı paylaşmayacağım

Bu benim kendime sıkça söylediğim, aslında sizin de çok iyi bildiğiniz,

Ama hayatın çarkına kapılmış giderken, tekrarlamayı unuttuğumuz bir şey sadece...

 

Bilmişlik ile hayata hükmettiğimizi sanarken.

Güç zehirlenmesi yaşarken

Menfaatimize göre şekil değiştirirken

Dünün piyonlarını bugünün vezirleri yapıp, İşimiz bittiğinde fillere yem ederken

Her bahar âşık olup, Her sonbahar yaprak dökerken

Aile kavramının anlamını kavramadan Aile olmaktan vazgeçerken

Beğendiğimiz bir sözü unutmyıp, alıntılar ile hayata felsefe yaparken

Akşam eve dönerken ekmek almayı unutup Narsistliğimizi unutmaz iken

En önemli şeyi kendimize hatırlatmayı unuturuz.

''Ben, insanım'' demeyi...

Marcus Aurelius Roma meydanında yürürken, arkasında bir uşak olurmuş.

Uşağın tek görevi: insanlar ona şükranlarını sunduğunda Aurelius ‘un kulağına eğilip:

''SEN, SADECE İNSANSIN'' diye fısıldamakmış...

 

Evet, biz insanız, geldik gidiyoruz.

Ama çoğunlukla bunu farkında, ayırdında olmayarak.

Sadece yiyip, içip, uyuyup, sevişip, kavga edip, gülüp, ağlayıp yaşıyoruz.

Hayatı özümsemeden dünyanın merkezine kendimizi koyarak

Ölüm geldiğinde kiminle olacağımızı düşünmeden

Fark etmeyerek, algımızı kapalı tutarak yaşayıp gidiyoruz.

Doğanın ritmini, evrenin dengesini, kendi iç sesimizi dinliyor muyuz?

Peki, ya çevremizde bizden başkalarının da olduğunu görüyor muyuz?....!

Biz'i ''biz'' yapan diğerleridir.

Oysa kulağımıza bunu fısıldayan olmayınca, kendimizi bazen ''tek'' sanabiliyoruz.

Tek olsaydık, acaba neyi paylaşacaktık? Neyi alıp, neyi verecektik?

Hoş, “insan” olmayı unutunca vermeyi de hatırlamıyoruz ya!

Duygusal açlığımızı hep ''daha fazlalar'' ile kapamaya çalışıyoruz.

Oysa duygusal tatmine, ancak sahip olduklarımızı paylaşarak kavuşabiliriz.

İçten verebilmek ve paylaşabilmek, bilgelik ister.

Bu bazen maddi olur, bazen de sevgi ile dostluk ile olur. Bazen de yol gösterme bilgeliği ile olur.

Ama yüreğimizle yaptığımız her paylaşım, içten gelen her duygu bize geri dönecektir.

Hem de çoğalarak...

Tek olmadığımızı her an hatırlayarak, içten verebilmeyi göze almalıyız.

Ancak gönülden vazgeçtiklerimiz bizi yüceltir.

Kibir ve gururu yaşamımızdan çıkarırsak, zaten anlamlı bir hayata kavuşmuş oluruz.

Hayatımızın merkezine kendimizi değil, diğerlerini koyabilmeliyiz.

O zaman bize fısıldaması için, yanı başımızda birisine de ihtiyaç kalmayacaktır...

Bu yazı toplam 1185 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim