• BIST 90.466
  • Altın 193,543
  • Dolar 4,8395
  • Euro 5,6591
  • Sakarya 27 °C
  • Kocaeli 23 °C

Kar yağarken Sakaryam

Sezai Matur

Hayatı nasıl anladığınıza ve anlamlandırdığınıza bağlı olarak farklı duygulara kapı aralar, beyaz ve masum süzülen taneler.
Çocuklar veya ekonomik durumu iyi olanlar için tatildir.
Ekonomik durumu iyi olmayanlar içinse; çiledir, düşen beyaz taneler…
Dertlerine başka dertler daha ekler.
Velhasıl farklı duygulara kapı aralar süzülen masum taneler.
Bende de kar “sorgulamayı ve sorgulanmayı” çağrıştırır nedense. 
Yaptıklarımı, yapmadıklarımı, yapamadıklarımı, yapmak istediklerimi… 
Yazdıklarımı, yazmadıklarımı, yazamadıklarımı!
27 yıla yaklaştı gazetecilik geçmişim…
Dışarıda yağan karı ve insanların koşturmacalarını ve çilesini seyrederken;
Şehri ve insanlarını düşündüm.
Sahipsiz ve kimliksiz şehrimi!
Farklı şehirleri dolaşırken, her gördüğümü “Bizde neden yok?” diye hep sormuşumdur kendime. 
Bizde neden yok?
Şehrin logosunu bilen var mı? 
Bu şehir tarım şehri mi, sanayi şehri mi, üniversite şehri mi? 
Turizm mi?
O ne ki?
Şehrin stratejisi var mı? 
Logosu bile olmayan bir şehirde strateji de ne ola ki?
Birinci derecede deprem bölgesi ama, depreme hazırlık stratejik planlarda en son sıralarda… 
Çevrenizdekilere bir sorun, bu şehrin logosu ne?
Kaç kişi biliyor.
Bir an düşünün, lütfen!
Bir misafiriniz, şehri gezmeye geldi ve kendisine “Sakarya Hatırası” vereceksiniz.
Nereye götürürdünüz ve ne hediye alırdınız?
Sakarya’nın ne olması gerektiği ile ilgili o kadar çok toplantıya katıldım ki, sayısını bile hatırlamıyorum.
Prof. Dr. Mustafa İsen, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri iken üniversitede sivil toplum kuruluşları ve şehir idarecileriyle toplantı yapmış ve Sakarya, turizm şehri olsun denmişti. 
Aynı günlerde Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Prof. Dr. İsen’in çalıştayını “rol çalma” olarak algılamış Hollandalı bir üniversite ile şehir stratejisi hazırlamıştı.
Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu konudaki düzenlediği toplantıların sayını bile unuttum. En son otomobil şehri ile ilgili Elmas’ta bir toplantı düzenlenmişti. 
Üniversitede ise beş yıl önce, büyük umutlarla ve güzel şeyler yapmaya aday SESAM diye benimde bir toplantısına davet edildiğim sonra dekan ile rektör çekişmesinde tabelasına bile sahip çıkamayan bir araştırma merkezi vardı. Orada şehirle ilgili projeleri nasıl hayata geçirebilirizi, şehrin sorunlarını dertlenmiş akademisyenlerle konuşmuştuk. Rektör, projeler geliştiren ekibin arkasında durmayınca, dönemin dekanı, merkezin çalışmalarından rahatsız olmuş, merkezin odasını bile boşalttırmıştı. 
Çoğu zaman, “Şehrin kaderi mi bu?” diye düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri bu şehirden, şehir için bir şeyler yapmak ister, Büyükşehir Belediyesi katılmaz, Büyükşehir bir şeyler yapmak ister, şehrin referans kişileri katılmaz. Akademisyenler yapmak ister, dekan istemez, rektör istemez. 
Şehir hızla sahipsizleşiyor ve kimliksizleşiyor.
2000’li yılların başında “Avrupa Şehri”ydik. 
Zamanın Büyükşehir Belediye Başkanın öyle diyordu.
Marka Kenttik… 
Ve bir hafta öncesinden ve ne kadar yağacağı belli olan kar gelince…
Elektrik kesilmelerini filan geçtim, kapalı yollar nedeniyle cenazeleri köylerine götüremeyen insanları haber yapıyoruz… 
Şehir stratejisi, logosu filan hepsini bıraktım artık. 
İnsanlar cenazelerini gömebilseler bari.
Yazık, bu şehre gerçekten çok yazık.

Bu yazı toplam 401 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim