• BIST 90.529
  • Altın 213,765
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • Sakarya 10 °C
  • Kocaeli 7 °C

"İslam" Ne derse, "Zıddını" Yapmak !

Osman Karagüzel

 

        Bir garip Müslümanlar olduk.

        İslam’ın emirlerini tersinden anlıyor, aksini yapıyoruz!

        Kur’an ne diyorsa, zıddını icra ediyoruz!

        ’Dürüst’ olun diyor, ama, her türlü sahtekarlığın yapıldığı bir toplumuz.

        ‘Dosdoğru’ ol diyor, eğriliğin her çeşidini sergiliyoruz.

        Doğruluk ve dürüstlük ‘istisna,’ sahtekarlık ‘umumi’ hale geldi.

        ‘Dürüst insan,’ parmakla gösterilir, ‘’kelaynak kuşları kadar’’ azalmış, nesli tükenmek üzere oldu.

         Bırakınız doğru ve dürüst olmayı, böyle olanı aşağılar, ‘’saf, tevekkel, geçimsiz, uyumsuz, rijit’’ olarak niteler, ‘’bu memleketi sen mi kurtaracaksın’’ diye azarlar,’’ ne yer, ne yedirir, ondan bir şey olmaz’’ der olduk. Ferdi-kişisel geleceğimizi, milletin, devletin ve ümmetin önüne aldık. ‘’BİZ’’ yerine, ‘’BEN’’ der, ‘’BEN’İ, EGOYU’’ hakim kılar olduk. FIRSAT, İMKAN, GÜÇ, YETKİ ELİMİZE GEÇTİ Mİ, KİMSEYİ GÖRMEZ, ADALETİ, KARDEŞLİĞİ,KUL HAKKINI, HAKKI VE HUKUKU UNUTUR OLDUK!!!

       İSLAM ‘adaletli’ olun dediği halde, her türlü aletsizliği yapıyoruz.’’DİN’’ in temeli; ‘’ADALET, ZULME ve HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKMA, GÜZEL AHLAK, BÖLÜŞME VE PAYLAŞMA’’ iken, ‘ İBADETLER’ bunları sağlamak, kazanmak için iken, tersini yapıyor, ‘DİN’e başka temeller inşa ediyoruz. Ruhsuz, ‘’kötülükten alıkoymayan namazı; adaletin, doğruluğun, dürüstlüğün, çalışkanlığın, ‘’kul hakkı’’ yememenin önüne alıyor, temeline oturtuyoruz.

        Kul hakkı yemeyin diyor, deveyi hamutuyla yutuyoruz.

        Çalmayın diyor, hırsızlığı meşrulaştırıyoruz. Çaldığımıza da, kanuni ve İslami bir kılıf uyduruyoruz.

        Ölçü de, tartı da, alışverişte her türlü hilekarlığı yapıyoruz.

        Mesaiden çalmayı bile kar sayan, kamu çalışanlarımız ziyadesiyle var.

       ‘’ Rüşvet alan da, veren de MELUNDUR’’ diyor, kılıfına uyduruyoruz.

        Millet-devlet malını ‘koru’ diyor, ‘talan’ ediyoruz.

        ‘’Devletin malı deniz, yemeyen d…..’’ diyoruz.

       ‘’ Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışın’’ diyor, ama yan gelip yatıyor, çalışmadan geçinmenin yollarını  arıyoruz. Tembelliğin, beleşin, avantanın peşine düşüyoruz.

         ‘’Yarın ölecekmiş gibi ibadet edin’’ diyor, ibadet etmiyoruz. Namazı kılmıyor, kıldığımızı da ‘’namaz’’ gibi değil, ‘bedenen’ eda ediyoruz. ‘’Kötülüklerden alıkoyan, uzaklaştıran, güzel ahlaka, adalete eriştiren’’ bir namaz kılmıyoruz. Zekatı adam gibi vermiyor, Orucu layıkıyla, bütün azalarımızla tutmuyoruz.

          Temiz olun, ‘’Temizlik imanın yarısıdır’’ diyor, ama çevreyi insafsızca kirletiyor, dere , deniz ve gölleri lağım kanalına çeviriyoruz. Elimizde ne varsa caddelere, sokaklara, parklara, boş alanlara fırlatıyoruz. Pilan, pıroje, para ve kıredi ihtiyacı ve  hiçbir zahmeti olmayan temizliği bile beceremiyoruz.

         Dedikodu yapmayın diyor, onsuz hayat düşünemiyoruz.

         Gıybet; ‘’Ölü kardeşinizin etini yemek gibidir’’ diyor, ama gıybetsiz günümüz, siyaset ve idaremiz hiç olmuyor.

        ‘ İftira’ en büyük günahlardan olmasına rağmen, onu bile çok ucuza yapıyoruz.

        ‘Zulmetmeyin’ diyor, ama zulmediyoruz.

         Zulme rıza göstermeyin diyor, ama gösteriyoruz. ‘Zalimi, Hıristiyan ve yahudileri dost edinmeyin’ diyor, ama onları dost ve müttefik ediyoruz. Tüm ittifak ve entegrasyonumuz onlarla.

          Bölünmeyin, ‘’Topyekün Allah’ın ipine sarılınız, kardeş ve ümmet olunuz’’ diyor, ama partilere, cemaatlere,mezhep ve meşreplere, kavim, kabile, aşiret ve sülalelere bölünüyoruz.

Bölgecilik, ilcilik ve ilçeciliğe kadar inmişiz. Mitoz ve amitoz bölünmeye doğru koşuyoruz.

          Yalan konuşmayın diyor, ama yalansız günümüz yok. Neredeyse yalansız hayat düşünemiyoruz. İşimiz, idaremiz, siyasetimiz, hele hele particiliğimiz yalan üzerine bina edilmiş. Yalanla yatıyor, yalan ile kalkıyoruz. Siyasetimiz yalan üzerine bina edilmiş, halkı kandırma, tiribünlere oynama sanatına dönüşmüş. Particiliği ‘’DİN’in önüne geçirmiş, kapitalizme, liberalizme, sermayeye, dünyaya, mala, mülke, makama, eşyaya, topa, müziğe, binaya, zinaya,kadına esir olmuşuz.

          Dünyaya, paraya, mevki ve makama, şan ve şöhrete önem vermeyin diyor, ama, önem vermek bir yana, hepsini ‘tanrı’ edinmişiz. İDARE DE; EHLİYETİ, LİYAKATİ, ÇALIŞKANLIĞI, DÜRÜSTLÜĞÜ  DEĞİL, ‘’TABİ OLMAYI, YAKINLIĞI, KUL OLMAYI, EMRE AMADE VE HER ŞEYE ‘EYVALLAH’ DEMEYİ’’  ESAS ALIR OLDUK!!!

          İnsanlara, hayvanlara, bitkilere ve bilumum mahlukata zarar vermeyin diyor, ama hepsine zarar veriyoruz. Dünya nimetlerini insafsızca kullanıyor, tüketiyor, bitiriyoruz.

         İsraf etmeyin diyor, ama israfın her türlüsünü yapıyoruz.

         Lüks, gösteriş ve desinlerden uzak durun, sade ve mütevazi olun, mütevazi yaşayın diyor,ama firavunlar gibi lüks ve şatafat peşindeyiz.

         Putlara tapmayın diyor, ama birçok çağdaş put edinmişiz.

         Allah ‘’BİR’’ ama ‘’ çok tanrılı’’ bir hayat yaşıyoruz!

          Kapitalizme yelken açtık, uçuruma doğru gidiyoruz.

          Gazze’ de, D.Türkistan’ da, Irak, Suriye,Karabağ, Çeçenistan,Arakan, Libya, Afganistan ve daha birçok yerde, kan gövdeyi getirirken, biz eğlenebiliyor, bir şey yokmuş gibi hayat sürebiliyoruz.

         Kısaca; ‘’İSLAM BAŞKA, BİZ BAŞKA’’ OLMUŞUZ.

         Sahi bize ne oldu?

         Bir Müslüman, Müslümanlığa bu kadar ters olabilir mi?

         İslam ne derse, tersini yapar mı?

         Bu hale nasıl geldik? Bize ne oldu? Bize, kim, ne yaptı!? Bu asil millet, bu ümmet bu hale nasıl geldi ??? Ben cevap bulamıyorum, ya siz!!!???

Bu yazı toplam 3675 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim