• BIST 98.336
  • Altın 241,139
  • Dolar 6,2619
  • Euro 7,3535
  • Sakarya 24 °C
  • Kocaeli 22 °C

İdare ve Hizmette Liyakat Mı, Sadakat Mı?

Osman Karagüzel
 

 

           2005 Yılı başlarında, yani bundan tam  on yıl önce, o tarihlerde köşe yazarlığı yaptığım bir ceride de yazıp yayınladığım yazının başlığı bu idi.

           Eski Türkiye’nin sona erip, yenisinin başladığı ümidini taşıdığımız o tarihte yayınlanan bu makalemi, yer darlığı nedeniyle biraz kısaltarak iktibas ediyor ve günümüz idrakine sunuyorum. Eski Türkiye’den neleri değiştirdik, neleri değiştiremedik? ‘’Bu gün durum nedir’’ sorusunu sorup, muhasebe yapmamıza yardımcı olması temennisiyle ve niyetiyle, sarsılmaz ve yanılmaz ölçü olan vicdanlara arzediyorum.

           ‘’ ‘Liyakat’ kelimesi; layık olma, uygun bulunma, yararlılık, değerlilik ve ehliyetli olmayı ifade eder. ‘Sadakat’ ise; bağlılık ve dostluk anlamı taşımaktadır.

            Ülkemizin, içinden çıkılmaz sorunlar yumağı haline gelmesinin, topyekün yozlaşma ve çürümesinin en mühim sebeplerinden biri de bu iki kelime de saklıdır. ‘’Liyakat ve Sadakat’’ Yani, idare edeceklerde, iş ve hizmet istihsalinin başına geçeceklerde, liyakatin değil de ‘sadakatin’ tercih edilmesi!!!

             Elbette idare ve hizmette, sadece liyakat değil, sadakat da gereklidir. Burada sorun; neye ve nereye kadar, ne için ve kime sadakat gösterileceğidir. Vazife verene mi, yani idari erke mi, yoksa görevin kendisine mi sadakat  gösterilmelidir. Hiç şüphe yok ki, ‘’göreve’’ sadakat gösterilecektir ve gösterilmelidir. Zaten bu da ‘’liyakatin’’ içindedir. Yani liyakat; ehliyetli olma yanında, işe ve hizmete, vazifeye bağlılığı, yani sadakati de içerir. Zaten, vazifeye sadakat olmadan, liyakat tamam olmaz, başarı da gelmez.

              Biz de ise maalesef yıllarca, ‘liyakat’ yerine ‘sadakat’ aranır olmuş, işe ve hizmete değil, işverene, makam ve emir sahibine sadakat yeğlenmiştir. Ehliyet, liyakat, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık, adalet, hukuk, bilgi ve beceri yerine; ‘’emirlere, talep ve tercihlere kayıtsız ve şartsız ‘evet’ diyebilecek, üzerinde siyaset yapılabilecek, şahsi ikbal ve istikbale basamak olabilecek, sırtına basıp yükseklere tırmanılabilecek, sırtına basarken ses çıkarmayacak, millete ait imkan ve kaynakların kullanımında her türlü ölçüsüzlüğe ve savurganlığa boyun eğecek, emrin doğru ya da yanlışlığına, haram ya da helalliğine,hukuka uygunluğuna bakmadan sadakat sunabileceklere’’ öncelik verilmiş, terfi ve makam elde etmede ölçü bu olmuş, bu da bizi geriye götürmeye mahkum etmiştir. Ya da, bu duruma düşmemizde en mühim etkenlerden biri olmuştur.

                Sözkonusu bu tercih ve tasarruf, hizmetin tayin ve tanzim edildiği tüm kurum ve mevkileri zaafa uğratmış, kurum ve kuruluşları ehliyetsiz güruh elinde kevgire çevirmiş, milletin değil de, birilerinin emrine amade hale getirmiştir.

                 Aranan ‘sadakati’ gösterebilmek  ve ‘sadıklığın!’’ ispatını yapabilmek için de, ‘yağcılık, yalakalık ve eyyamcılık’ sıfatları gelişmiş, bu meziyetlere sahip mamuller çoğalmış, tarlaya hep bu tip tohumlar ekilince de, harmanlar bunlarla dolmuş, bunun sonucu olarak da, liyakatli ürünler piyasadan çekilmiş!, liyakat patentli mahsüller, ya hiç bulunamaz ya da istisna haline gelmiştir. Emir sahiplerine sadakat için; insani ve İslami birçok değer bile çiğnenebilmiş, kişilikler dahi paçavra edilebilmiştir.

                O malum sadakattır ki, her şeye ‘olur’ demeyi doğurmuş, ‘olmaz’ demeyen, diyemeyen bir karakter ile ülke kaynakları ya hortumlanmış ya da, ekonomik olmayan hizmetlere yol vermiş, kıt imkanlar sadakatin emrine verilerek zayi edilmiş, bir kuruşluk iş beş kuruşa mal edilmiş, hizmetin yani yapılan işin ömrü 50-100 yıl olması gerekirken, 5-10 yıla, hatta birkaç yıla düşmüş, personel, cari harcama ve yatırım maliyetleri katlanarak milletin sırtına bindirilmiş, bir şeyler yapılmış olsa bile, bu, bilgi ve beceri, ehliyet ve liyakat ile değil, kıt imkanların gücü ve hoyratça kullanımı, yani paranın marifeti ile olmuştur. Yani, ‘emek,bilgi ve verimlilik’ yoğun değil, ‘sermaye’ yoğun bir seyirle yürünmüş, ‘ehliyet’ ile üç kuruşa maledilebilecek bir hizmet, ‘sadakat’ ile on üç kuruşa mal edilmiş, verimlilik, ekonomiklik ve karlılık ortadan kalkmış, dünyanın en maliyetli hizmeti, dünyanın en fakir insanlarının cebine fatura edilmiş, milletin zayıf omuzlarına, kambur üstüne kambur, yük üstüne yük yüklenmiştir.

                     Sadakat isteyenlerce; yapılacak iş ya da hizmet, millete çok az fayda sağlayacak ve çok maliyetli olacak olsa bile, şahsi ve siyasi haneye önemli katkı koyacaksa tercih edilmiş, ‘bize’ değil, ‘bana’ ne vereceği,yeniden seçilmeme ya da makam da kalmama ne sağlayacağı tercihte öne geçmiştir. ‘Sadakat’ karşılığında ‘ koltuk’ sistemi; alt ve üste doğru kimseyi üzmemeyi, sorun çıkarmamayı, idareyi maslahatçılıkla suya sabuna dokunmamayı, etkili çevreleri memnun etmeyi, koltuğa zarar verebilecek bir sesin çıkmamasına matuf ‘bir ince ayar ve dikkati’ esas almakta, ülkeye zarar verse de, şahsi olarak ‘köprüyü geçmeyi’ tek hedef alan bir anlayışı, kaynakları futursuzca kullanmayı göze alan bir kara vicdan ile yürümeyi, kendi dışındakileri hiç ama hiç düşünmemeyi yeğlemektedir.

                    Emperyalist ve Siyonist yangın bacayı sarmak üzere iken, zerre kadar bu ahlak ve davranıştan vazgeçmeyenleri gördükçe kanımız donmakta, tarihte yok olmuş insan ve medeniyetlerin nasıl helak olduklarını daha iyi anlamaktayız

                   ANLIYORUZ Kİ; YER ALTINA GÖMÜLMÜŞ VE FOSİL OLMUŞ, BU GÜN KAZILARAK YERYÜZÜNE ÇIKARILAN İNSAN VE MEDENİYETLER, EHLİYETİ DEĞİL SADAKATİ TERCİH ETMİŞLER VE TARİH SAHNESİNDEN SİLİNMİŞLERDİR!!!

                  Biz de, Allah korusun FOSİL olmak istemiyorsak!!!???’’

                                                                   

Bu yazı toplam 3381 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim