• BIST 94.541
  • Altın 194,542
  • Dolar 4,7355
  • Euro 5,5009
  • Sakarya 17 °C
  • Kocaeli 17 °C

Hayatın Mezesi: ACI

Tülay Demircan Koyuncu

Acı; yazılmak istense acaba nasıl anlatılır?

Üç harflik bir söz,

Lakin okunduğu anda insanın yüreğine hüzün dalgalarını vurmaktan vazgeçmeyen.

Her insanın mutlaka kalbinde taşıdığı acıları vardır.

Acıyı verenler ise daima en sevilenlerdir.

Düşman acıtmaz ki!

Sadece zarar verir.

Oysa sevilen kişi, nereden ve nasıl vuracağını ustaca bilir.

Tek bir söz ile yakar ki...

Seven kavrulur.

Adaletsiz misin sen, he dünya?

Sana gelen ağlamak ile mi yükümlü?

Güçlü olanlar hep ezmek ile mi var olmuşlar?

En büyük güç neydi ki?

Bir ezan sesi okunur kulağına, duyarsın da ne olduğunu henüz anlayamazsın.

Nefes almanın acısıyla henüz uğraş verirken, oysa ezan hayatının en değerli sesidir.

Seni, sevdiğine kavuşturan bir nidadır.

Gözlerini zar zor aralayarak, kokusuyla bulduğun şefkatli göğüse başını koyarsın.

Hayata merhaba demek ne denli zor olduğunu,

Annenden ayrılmanın acısı sanarsın. Dünyaya gelmeyi istemezsin.

Tek kişilik dünyanda mutlusundur.

Ama vakit gelince, artık ayrılık vuku bulur.

Ve ilk acıyı tadarsın.

Ama bu daha nedir ki?

Çünkü daha çekeceklerin vardır.

Son sesleniş...

Senin için okunan selayı duymazsın.

Ama bu ses, seni sevenlere acı verir.

Belki de, seni kaybetmenin acısıdır.

Senin gidişine dur diyememenin sancılı gözyaşların ızdırabıdır.

 

Ayrılıklar...

Ya da 

Gidilip dönülmeyen yollar...

Son pişmanlıklar ile anlatılan, hüzünlü hikayeler.

Acıların dili olup, akarlar yüreklerden.

Yürümeye başlayan çocuğun korkusudur; ya düşersem!

Sınava hazırlanan öğrencinin sıkıntısıdır; ya başaramazsam!

Annenin korkusudur; ya evladıma bir şey olursa!

Savaşa gidenin hüznüdür; ya geri dönemezsem!

Aşıkların gözlerindeki yaştır; ya beni sevmiyorsa!

Ya terk ederse!

Ya...

Ya...

Ya Allah’a kul olamadıysak!

Ya bu dünyayı zevk ve eğlenceden ibaret sandıysak!

Bitmez dediğimiz her şey gibi

Hayatımız da bitince, ya eyvahlar olsun biz aldandık! Dersek!

 

Acılar, hüzünler, ızdıraplar...

Birer imtihan sorularıdır.

Aslında, kaybedilen bir şey yoktur.

Her acı yaktıkça içimizi daha da ısıtır.

Her düşüş, daha da hızlı ayağa kaldırır.

Her ihanet, kalbimize, sevmenin asilliğini vurgular.

Daha da güçlü ve daha da istekli bir aşka yelken açtırır.

Nasırlanmış ayaklar da acı olmaz ki!

Acı artık katmerlenmiştir de ondan acıtmaz.

Hangi acı daha acıdır?

Ölümü bekleyen bir can mı?

Yoksa o canı kaybedecek canlar mı?

 

Acıtmayın sevdiklerinizi,

Bir nefese teslim olmuş fani hayat için.

Toprak olacak bir yüreği,

Kaybetmeyin.

Zaman akıp giderken, ömürlerden

Sönmeyecek alevler yakmayın

Sevdiklerinizin bağırlarında.

Sevmek, günah değil ki!

Sevin ve haykırın sevdanızı,

Her günün sabahına acılarınızı unutarak

"Merhaba"deyin.

Yarın çok geç...

Dün artık kayboldu,

Bugün ise yaşadığın ile seninle...

Avuçlarını öpüp koklayın,

Her kimi acıttıysanız.

 

Hayatınızın tek acısı

Biber olsun

Değerli okurlarım,

Sevmekten sakın vazgeçmeyin,

Hiç bir şey için geç kalınmaz,

Selalar okunmadıkça.

Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim