• BIST 96.604
  • Altın 242,057
  • Dolar 6,2685
  • Euro 7,3236
  • Sakarya 14 °C
  • Kocaeli 14 °C

Hangi basının bayramı!

Hamdi Yuluğ

BU mesleğe yeni başlayanlara ilk önerim "Eğer yapabileceğin başka bir iş varsa ona yönel!" oluyor. Çünkü ben gazeteciliğin mutsuz insanların mesleği olduğuna, bu mesleği yapanların mutsuzluk hastalığına yakalandıklarına inanıyorum.
Meslekte geride bıraktığım 33 yıl içinde şahit olduklarımdır beni böyle düşünmeye iten.
Garip ama hayatından memnun ve mutlu gazeteciye pek rastlamadım.
Gazeteci büyüğüm ve ustam rahmetli Ergun Kaftancı her sohbetlerimizde gazetecinin biraz çatlak olması gerektiğini dile getirirdi.
Oysa buna gerek yok. Çünkü bu mesleğe başlayanlar bir süre sonra argo tabirle kafayı sıyırmaya başlıyorlar.
Kadın olsun erkek olsun fark etmiyor.
Meslekteki ilişkiler yumağı insanların karakterini deforme ediyor. Meslekte eskimeyle doğru orantılı olarak paranoyaklık, insanlara güvensizlik alıp başını gidiyor.
Geleceğe dair kaygılar, sahte ilişkiler adeta insanların ruhuna tecavüz ediyor.
Belki de bu nedenle mutlu evlilik yapan ve evliliğini huzurla sürdürebilen gazeteci sayısı parmakla gösterilebilecek kadar azdır.
Başbakana, bakana, milletvekiline çatır çatır soru soran gazeteci aybaşı geldiğinde bakkala, manava ve ev sahibine borcunu ödeyemediğinden eziliyor.
Verecek cevap bulamıyor.
İşçinin, esnafın ve memurun hakkını savunmaya soyunan gazeteci kendi hakkını almaya geldiğinde en büyük acziyeti yaşıyor.
Dolayısıyla kendini konumlandırma sorunu ve kimlik bunalımı içinde kıvranıyor.
Öyle nankör bir meslek ki, bu işe gönül verenler aradan yıllar geçse bile hep kendini birilerine ispat etme stresini yaşıyor.
Hata yapma lüksü hiç yok.
Çünkü 33 yıl manşetten haber sokan bir gazeteci en ufak bir hatada kurtlar sofrasında yem ediliyor.
Böyle bir ortamda çalışan insanların sağlıklı bir ruh hali içerisinde olması ne kadar mümkün olabilir ki?
Böylesine iki yüzlü ilişkilerin yaşandığı bu ortamda insanlar ya şizofren veya paranoyak oluyor.
Ama bu öyle bir meslek ki eğer zehir damarınıza enjekte olduysa bırakma şansınız çok az.
Yani belli bir süre bu işi yapanlar arkasını dönüp gidemiyor. Ki zaten gazeteci dediğiniz kişilerin büyük çoğunluğu bu işi bıraktığında vasıfsız eleman durumuna düşüyor.
Yani gidebilecek bir yerleri olmuyor.
Sonuç olarak gazeteciliği bir yaşam biçimi olarak seçenler eninde sonunda bir ömür boyu sürecek mutsuzluk hastalığına yakalanıyor.
Tabii ki bu camiada mutlu olan çok küçük bir azınlık her daim var. Ama onlar sadece ve sadece bir istisnadan ileriye gitmiyor.
İçine kendimi de koyduğum çok az kişi bu mesleğe başladığı için pişmanlık duymuyor.
Biliyor musunuz?
Gazeteci denince aklıma bir tek şey geliyor: Mutsuz insanlar topluluğu!

 

 

 

TARAFSIZ, DÜRÜST, İLKELİ MESLEKTAŞLARIM!..

 

KABUL ediyorum;

Zevkli, zor ve yıpratıcı bir meslek olan gazetecilik, halkı, kamuoyunu aydınlatma bilgilendirme mesleğidir.

Gazetecilikte; insani duygular, dini duygular, ideolojik duygular ikinci planda olmak zorundadır.

Çünkü;

Yanıltıcı yönlendirici haberler birçok yıkıma yol açabilir.

Ama, ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü bir gazetecinin en değerli hakkıdır.

Toplumsal kalkınmışlığın, gelişmişliğin göstergesi, özgür gazeteciliktir diyenler haklıdır.

Çünkü;

Özgür basın olmadan demokrasi olmaz...

Bu vesileyle gazetesine sahip çıkan, kalemini satmayan, doğruları hiçbir çıkar gözetmeksizin korkusuzca okurlara aktaran, güç odaklarının borazanlığını yapmayan, tarafsız, dürüst, ilkeli meslektaşlarımın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyorum.

 

 

DOST VE KARDEŞ ARIYORUM!

 

ÖNCEKİ gün bir arkadaşla otururken hüzünlü ve acı acılı bir şekilde “Bir dost ve kardeş arıyorum” dedim.
Kalkıp boynuma sarıldı ve “kardeşim ben varım ya, yoksa bizi dost ve kardeş görmüyor musun” dedi.

Güldüm dertli gözlerle. Konu kapandı!

Sohbet ederken, “Bir soru sorayım samimi cevap ver” dedim

“Buyur” dedi

Dedim ki;

“Dünyalık bir makam, mevki ve mal karşına çıksa ve deseler ki sana bunu sana ve ailene mi verelim, bir arkadaşına yoldaşına mı? Allah için ne dersin!?”

Düşündü, daldı ve “Elbette kendime ve evlatlarıma isterim başkasını niye tercih edeyim ki” dedi.

Döndüm ve gözlerine bakarak,

“Bak arkadaş bana sohbetin başında ‘bizi dost ve kardeş görmüyor musun abi’ demiştin hatırlarsan.

Görmüyorum ve sende olmazda.

Sen dünyalık bir makam ve mal uğruna arkadaşını satacak kadar karakter sorunu olan bir zavallısın! Bunu bil…
Ben ise, beni nefsine ve evladına tercih edecek bir dost ve kardeş arıyorum ki bende onu nefsime ve evlatlarıma tercih ederek bu yolda beraber yürüyelim.
Hadisi şerifte;

‘Sizden biriniz kendisi için sevdiğini kardeşi için sevmedikçe iman etmiş olmaz’ derken sen dünyalık bir menfaate sattın.

Ben ise cennete beraber yürüyeceğim bir kardeş arıyorum, satan değil!..”

 

 

PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMAYIN

 

SİZİ gönülden sevenlerin sevgilerine karşılık verin.

Onların bu sevgisini horlamayın.

Nasıl olsa elde keklik diye düşünmeyin.

Emin olun gün gelir o gerçek dostların dostluklarına çok ihtiyacınız olabilir.

Keşke yanımda olsa da bana iki güzel söz söylese diyebilirsiniz. Peşin hükümlü asla olmayın. Biranlık kızgınlık ile sevdiklerinizi yok etmeyin.

Herşeyin başı sevmek.

Birbirimizi sevelim ve birlik beraberliğimizi asla bozulmasına izin vermeyelim. Ne para, ne mal, ne sahte dostluklar nede geçici birliktelikler size fayda değil zarar verir.

 

 

VAROLUŞUMUZ EĞİTİME BAĞLI

 

EĞİTİM bu ülkenin varoluş sorunudur.

Terörden ve sanayiden daha önemli, daha hayatî bir sorundur.

Eğitimde medeniyet dinamiklerimiz ekseninde devrim yaparsak, kimse durduramaz bizi.

Eğitimde devrim yapamazsak geleceğimizi, gençliği kaybederiz...

Eğitimde medeniyeti yakalamış bir Türkiye geleceğe daha sağlam adım atar. Üretimi yükselir, tüketim toplumu olmaktan çıkar.

Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!

Eğer eğitimi ihmal edersek, yok olmaktan kurtulamayız..

Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim