• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Sakarya 27 °C
  • Kocaeli 24 °C

FETİH KUTLAMALARI DOĞRU MU?

Osman Karagüzel

                       İnternet  malumatlarından  öğrendiğim  kadarıyla  İstanbul’un  fethi ,  1910 yılından  beri kutlanmaktadır.

 

                       Bu demektir ki,  yaklaşık  beş  asır  bu merasimler  yapılmamış,  ne hikmetse, 20.  asrın  başlarında  böyle bir  ihtiyaç  hissedilmiştir.

 

                        Bilebildiğim  kadarıyla  da  ülkemizde, 81  ilden sadece  İstanbul  ve Tırabzon da  fetih  kutlaması  yapılmaktadır.

 

                       ‘ Kurtuluş’   ile  karıştırmayalım.  Zira, kurtuluş  merasimleri  her  il ve  ilçemiz de  yapılmaktadır. Yapılmalıdır da.

 

                         Geçen  sene  25 Mayıs  günü,  Kocaeli  sıtadında,  yanılmıyorsam  AGD  önderliğinde  yapılan  İstanbul’un  fetih  kutlamalarına katıldım.

 

                          Zannediyorum, her yıl olduğu gibi, İstanbul  Büyükşehir Belediyesi de, 29 Mayıs günü aynı etkinliği yaptı.

 

                          Hiç şüphesiz  AGD, tamamen hüsnüniyetle ve milli hassasiyetlerle, İslami ve milli bir duyarlılık ve  bu minval de bir gençlik hedeflemek adına bunu yapmakta, kıt imkanlarla ve  binbir fedekarlıklarla  her yıl bu faaliyeti tekrarlamaktadır.

 

                         Bu niyet, gayret ve özverili çalışmaya diyebileceğimiz hiçbir şey olamaz.

 

                         İstanbul  Belediyesi   içinde bu düşüncemiz aynıdır.

 

                          Bizim bu yazı da, üzerinde duracağımız konu, fetih kutlamalarının yapılmasının  gerekliliğ ve doğruluğunu tartışmaktır.

 

                          On yıldan daha fazla önce, yine bu konu ile ilgili bir makale kaleme almış ve bu etkinliklerin yanlış, anlamsız,  mesnetsiz , gereksiz  hatta zarar verici olduğu üzerinde durmuştum.

 

                          Aynı  düşüncemi,  daha da pekiştirerek muhafaza ediyorum.

 

                          Bu  makale de de, bu düşüncemi, gerekçeleri ile izah etmeye çalışacak, maddeler halinde açıklamaya çalışacağım.

 

                           1-Evveliyetle, üzerinden yüzyıllar geçmiş, yani, asırlardan beri vatan olmuş, anavatan ve anayurt,  kadim toprağımız olmuş bu topraklarda, herhangi bir yere, yüzyıllar geçtikten sonra, dün olmuş, yeni imiş  gibi fetih muamelesi- töreni  yapılabilir mi?  Bunun bir anlamı, mantığı, gerekçesi olabilir mi?

 

                           Şahsi  kanaatime  göre, hayır.

 

                            Bir babanın evlatlarından birine, belki en çok ehemmiyet verdiğine, yıllar sonra, belki 60-70 yaşına geldiği bir zamanda doğum kutlaması, doğum günü yapması gibi. Evlat  60-70’ ine gelmiş, hatta 100 yaşını aşmış. Baba hala , bebeğim oldu diye seviniyor, kutlama yapıyor gibi bir şey. Dahası, adam vefat etmiş, ama, torunlar dedelerine , yeni doğmuş gibi seviniyor, doğum kutlamaları yapıyor gibi oluyor.

 

                            Doğduğu ilk gün ya da yıllarda, doğum günü kutlaması anlaşılır bir durumdur. 

 

                             70’inden ya da 100’ünden sonra bir anlam ifade etmeyeceği,  olursa, garip bir uygulama  olacağı gibi. 

 

                             Fetih kutlamaları da tıpkı bunun gibi.  Her nedense, yüzyıllar sonra  hem de milyonlarca kilometre kare vatan toprağı  kaybettikten, 20 de 1’in bile altına düştükten  sonra akla gelmiş ve buna ihtiyaç duyulmuş.

 

                            Bunca kaybedilenlerden sonra  avunmak, kaybedileni unutturmak veya kaybedilen güveni  yeniden kazanmak için mi?

 

                              Yüzyıllarca  kadim vatan olmuş herhangi bir anayurt parçasına, hala fetih gözüyle bakmak, yeni vatan edinmiş bir formata ve uluslararası bir bakışa kapı aralamaz mı? Bu vatana ya da bir köşesine en büyük zararı vermek değil midir? Orayı yeni yurt edinmiş  havasına, hafifliğine, tarih küçüklüğüne  ya da, bu günkü  barbar edinme şekillerine  matuf, kem gözlere ve hain emellere  rüya olmaz mı?

 

                             Hele de İstanbul için!

 

                              2-İki şehrimize fetih kutlaması yaptığımızda, tüm Anadolu illerini neden kapsamıyor sorusu akla gelmez mi? Öyle ya, bu mantıkla tüm  Anadolumuz  fethe mazhar ,1071’e tabi değil midir? O zaman tüm Anadolu’ya fetih kutlaması mı yapacağız? Ya da neden sadece bu iki ilimize?

 

                            3-ABD’nin kuruluşu 1789 ve  kıtanın keşfi  15.asır. Yani, yaklaşık 225 yıl oldu bu devlet kurulalı. Bizim için asla ölçü olamaz ama,  bu ülke hala,   asla fetih diyemeyeceğimiz kutlamalar yapıyor mu?

 

                             Ya da, işgal ettiği ve insanlık tarihinin en vahşi,  en barbar muamelelerini  yaptığı  Afganistan ve Irak için bir töreni var mı? Öyle ya, şekli hukuksuz ve ahlaksız da olsa, kazanan ve tören hakkı doğan  O, Onlar.

 

                             4- Bir diğer yönü ise, geçmiş ile övünmek ve avunmak-avutulmak yerine, bu güne dönmemiz, günümüzde ne yapmamız gerektiğine bakmamız, kutlama yapabileceğimiz işler peşinde olmamız gerekmez mi? Dede veya babanın yaptıklarıyla övünmek yerine.

 

                             Benim babam ya da dedem şöyle kahramandı, hoca idi, alim idi diyerek ve kendimiz hiçbir şey  yapmayarak, onun yaptıkları ile övünüp durmak, yüzyıllar sonra bile hala dedenin sermayesi ile ayakta kalmak, onu tüketmek  değil midir? Milyonlarca  kilometrekare vatanı kaybedip, bir milyonun altına düşerek, kaybettikten sonra övünmek ve tören yapmak! 

 

                          Tıpkı, kutlu doğum da, Hz. Peygamberimizi ile övüp durduğumuz, O’nun sermayesini tükettiğimiz, üzerine bir şey koymadığımız, hayatımıza O’ndan bir şey aktarmadığımız gibi. Ve bunu her alanda yaptığımız gibi.

 

                            ABD’nin kurulduğu henüz 200  küsür sene olmuşken, Sırbistan, Bulgaristan ve Makedonya 539  yıl bizim toprağımız ve devletimiz idi. Dahası,  Moldova  490, bu günkü işgalci izrael 402, Yunanistan 363, Ukrayna 308, Slovenya 250, Güney Kıbrıs 293 yıl ve daha nice yerler, asırlarca vatan toprağımız idi.

 

                                    Daha dün, dedemizin devleti olan  OSMANLI  toprakları üzerinde, bu gün, Türkiye haricinde 60 ülke ve devlet  var.

 

                            Biz hala, altı asrı aşan vatan toprağında, sanki buralar dün vatan olmuş gibi tören,  kutlama yapıyoruz. Kendi elimizle büyüklüğü aşağıya çekiyor, asırlık çınarı, dünkü çocuk yapıyoruz.

 

                             Küresel emperyalist canilere,  haçlı ve siyonist kem gözlere, hain emellere neyi hatırlatıyoruz? Hem de, tarihin en zayıf dönemini  yaşadığımız, tüm İslam Aleminin yaşadığı bir dönemde. Emellerin her zamankinden daha  fazla  pusu da  beklediği bir zamanda!

 

                              Her yıl tekrarlanan  ve  rutinleşen, üzerine bir şey koyulmayan, geliştirilip zenginleştirilmeyen törenlerin muhtevası ise, ayrı bir yazı konusu.

 

                                                                                                      

Bu yazı toplam 2225 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim