• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Sakarya 2 °C
  • Kocaeli 2 °C

Eyvallah…

Bayram Akyüz

Dün Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Sakarya Şube Başkanı Sayın Hasan Topçu’nun konuğu oldum. Hasan Topçu; Farklı uğraşları ile farkındalık oluşturan idealist bir Öğretmen, Okul Müdürü, Şair, Yazar ve Ressam.

Saat 09.30’da aradı ve huzur kokan sesiyle;

-“Milli Eğitim Müdiresi ile 11.30’da randevum var, bana eşlik eder misin?” Günlerden Cuma ve benim Cuma namazına gitmekten öte herhangi bir planım yok. Cevabım olumlu oldu, hatta bu davetten memnun bile oldum. Saat 11.00 olduğunda buluştuk, randevunun 12.00’ye ertelendiği bildirilmiş yani bir saat bize boş vakit çıkmıştı.

-“Gel seni okuluma götüreyim, randevu saatine kadar hem çay içer hem de sohbet ederiz” sebebini bilmiyorum ama okul denilince heyecanlanıyorum. Bu davet sonrası yeni yüzler göreceğim için içime bir coşku düştü. Hem bu okul Çamyolu mahallesinde. Jandarmada memur iseniz, en çok duyduğunuz yerlerden biridir Çamyolu, olayları, kavgaları, kendisine has özellikleri olan bir mahalle daha çok Roman vatandaşlarımızın yaşadığı bir yer.

Ne umdum, ne buldum;

Çamyolu’nda bir okul olsa olsa, en fazla iki katlı, bakımsız, insanların zorla çalıştırıldığı bir yer olsa gerek diye içimden geçiriyordum. Şehre araçla on dakikalık bir mesafede. Çamyolu İlk ve Orta Okulu hiç de benim düşündüğüm gibi bir okul değil. Dört katlı 12 Dersliği olan büyükçe bir mekân.

Nizamiye kapısından girdiğinizde Öğrencilerin teneffüste kullanmaları için ayrılan bahçe pırıl pırıl. Biz gittiğimizde öğrenciler derste ve okulda çıt çıkmıyor. Merdivenleri henüz adımlarken karşımızda bizi karşılayan hizmetli olarak çalışan orta yaşlarda bir bayan tebessüm ederek ‘hoş geldiniz, ne alırsınız’ diye soruyor.

-“Az bir şey kendimden utandım;”

Bende var olan Çamyolu imajı bir anda yer ile yeksan oluyor. Okul içerisinde her katta duvarlara Hasan Hocamın bizzat çizmiş olduğu yağlı boya tablolar, yine öğretmenlerin Ebru çalışmaları okula hava katmış.

-“Hasan Hocamın çok naif bir kişiliği var.”

Öğrenci ve çalışanları ile iletişimi çok güzel. Yumuşak bir ses tonu ile her arzusu bir emir değil, adeta müşterisi ile ilişki kuran satıcı kıvamında. Odasına geçiyor çaylarımızı yudumlarken okul olarak çıkartmış oldukları Eyvallahismini verdikleriaylık dergiyitakdim ediyor.

Takdire şayan bir dergi, ekonomik sebepler yüzünden ancak bir sayı çıkartabilmişler. Dergiyi eve gelince baştan sona okudum Lebalep dolu bir dergi. İçinde her türlü yazıyı barındırıyor.

Biz çaylarımızı yudumlarken teneffüs zili çalıyor ve okul bir anda cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile doluyor. Kapımız iki kez çalıyor. İki kez girin demesine rağmen kimse gelmeyince Hasan Hocam kalkıp kapıyı bizzat açıyor. Elimde resim kâğıdı ile bir öğrenci arkasında da gözleri boncuk boncuk bakan iki arkadaşı.

-“Öğretmenim müsaade ederseniz çizdiğim resmi size göstermek istiyorum” Hasan hocam ‘Göster kızım’dediğinde bayan öğrencimiz ikiye katlamış olduğu resim kâğıdını takdim ediyor. Hasan hocam resmi inceliyor ve ‘çok güzel olmuş, şimdi seni bir cetvelle ödülleniyorum. Çizmeye devam et. Çok güzel resim çiziyorsun’ o an çocuğun yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz.

Bu yazdıklarımı hiç abartı oluşturmadan kaleme alıyorum. Burası Çamyolu İlk ve Orta Okulu gidip görün derim. Çocuklar okulda bu okulun öğrencileri oldukları için mutlu olduklarını gözlerine bakarak görebilirsiniz.

Çevre ve okul için hijyen ve temizlik on numara;

-“Sanata, güzele ve ilme hizmet eden bu okul çalışan ve öğrencilerine bir Eyvallah ’da bizden.”

***

Tam 12.00’de randevumuz için Valilik Kampüsündeki Sakarya Milli Eğitim Müdürlüğünde oluyoruz. Sekreter buyur edip, sıramızı beklememizi istiyor. Hemen çay söylüyorlar. Son dönemler en çok eleştiri alan bir kurum Milli Eğitim. Şöyle düşünüyorum;

-“Nasıl olur da! En çok eğitimli insanın çalıştığı Milli Eğitim en başarısız devlet kurumu olarak anılır.”

Ne var ki şahit olduklarım karşısında bir şok da burada yaşıyorum.

Saat 12.00 ve mesai bitmek üzere. Makam odasının kapısı açık duruyor, biz orada olduğumuz sürece hiç kapanmadı. Elleri dosyalarla şube müdürlerinin biri giriyor diğeri çıkıyor. Bizi içeri buyur ediyorlar. Müdire hanım bizi ayakta karşılayıp “Sizleri burada görmek ne büyük şeref hoş geldiniz, şöyle buyurun” diyor.

Biz oturuyoruz ama Müdire Hanım bir yandan telefonla talimatlar veriyor, bir yandan odada imza klasörlerini imzalıyor.Bir yandan da ona sunulan dosyalara cevap yetiştirip, talimat üstüne talimat veriyor. Öylesine yoğun ki; aklım karışıyor. Daha önce hiçbir devlet dairesinde böylesi bir yoğunluk görmüş değildim.

Bizden özür diliyor, ‘Yoğunluk var, yetişmesi gereken çok önemli acil işler  var’ biz anlıyoruz.  Değişen sınav sistemleri, yaklaşan Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri ve hepsi bu odadan organize ediliyor.

Aklımdan şöyle geçiyor, ziyaret ettiğimiz Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı  877 okul 6.850 derslik 180.104 öğrenci ve 9.649 öğretmeni olan bir kurum. Böylesi bir kuruma müdür olmak böylesi bir durum olsa gerek. (Rakamları SAKARYA MEB İnternet Sitesinden Almıştım)

Müdire hanım bu makama hasbelkader değil hak ederek gelmiş olduğunu şu yarım saatlik süre içerisinde gözlemliyorum.

-“Hani okul ve öğrenciler olmamış olsa bu işi ben de yapabilirdim diye aklımdan geçmedi değil ama yine de üç kişilik ailemi zor idare ettiğim aklıma gelince hafifçe yüzüm kızardı.”

Sakarya Milli Eğitim Müdiremiz Pervin TÖRE Hanım çok nazik kibar birisi. İşi az hafifleyince ‘biraz bekleyin arkadaşlar randevum’ var diyerek makam koltuğundan kalkarak yanımıza geldi. Hasan hocam ona‘yazmak’ ile ilgili şiirini okudu, Müdire HanımHasan Hocama özel ilgi gösterdi ve‘Bu şiirini öğretmenler haftasında okuyabileceğini’ söyledi.

Hasan hocam yanında getirdiği ‘MEFKÜRE’ isimli şiir kitabını takdim etti. Çıkartmış oldukları “EYVALLAH”isimli okul dergisini sundu. Bir sayı çıkartabildiklerini söyleyince. Müdire hanım dergiyi inceledi ve “eğer sorun maddi imkân ise bu sorunu çözebileceğini” söyledi. Sıra bana geldiğinde;

-“Müdire Hanım, buraya kitabımı size takdim için geldim fakat sizin bu çalışma temponuzu gördükten sonra bundan vazgeçtim. Sizin kitap okumaya vaktiniz olacağını zannetmiyorum.

-Hayır, vazgeçmeyin geceleri üçte uyuyor, her gece kitap okumaya çalışıyorum. Okumadan olmuyor, lütfen! Kitabınızı imzalayınız”diyerek büyük bir nezaket örneği gösterdi.

Artık bundan sonra Milli Eğitim çalışmıyor asla demeyeceğim. Gittim ve gördüm, başlarını kaşıyacak vakitleri yok. Hep birlikte bir şeyler üretmek için canla başla çalışıyorlar.

-“Göstermiş olduğunuz konuk severlik için bir Eyvallah ‘da size Sayın Pervin Töre Müdürüm”

“Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir. İltifatsız mal zayidir.”

Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim