• BIST 97.988
  • Altın 242,464
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Sakarya 15 °C
  • Kocaeli 14 °C

Çıkarılan kanunun caydırıcılığı olmalı!

Hamdi Yuluğ

DOLAR ve Euro’da yaşanan yüksek artışın ardından hükümetimiz sağolsun cansiperhane çalışıyor.
Şimdi kur artışlarının ürünlere fiyat olarak yansımaması için kanun çıkarttılar!

Bir bakalım bu kanun neymiş?

"Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle ‘girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak’ aldatıcı ticari uygulama kabul edilecek ve bu zamlara durdurma cezası ile 6 bin 907 lira idari para cezası kesilebilecek ve suç ülke genelinde işlenmişse ceza miktarı 69 bin lira olacak!"

Şimdi liberal bir ekonomide fiyatı arz-talep dengeler. Siz ürününüze ne kadar zam yaparsanız yapın talep yoksa yani satılmıyorsa ne işe yarar?

Zam yaptığınız ürünün ikamesi varsa yani o ürün tek (monopol) değilse yaptığı zam gene bir işe yaramaz. Tüketici alternatif ürünü satın alır.

Şimdi son 1 ayda elektriğe ortalama yüzde 12, 8 ay da akaryakıta ortalama yüzde 22 zam geldi.
Döviz kuru yılbaşına göre yüzde 40 arttı.

Bir ürün sektör, piyasa ve hizmet söyleyin ki bu girdilerden etkilenmiyor olsun?
Ofisiniz de, deponuzda, elektrik kullanacaksınız, faks, e-mail yani PC elektrikle çalışıyor. Ürün ve hizmet ulaşım olmadan olmaz.
Bu kanun butlan doğmuştur yani hukuki bir caydırıcılığı ve geçerliliği yoktur, olmayacaktır.
Tek faydası tüketiciye moraldir!

Uygulanmayacak kanun yapmak zaman kaybıdır!

Lüks tüketimden ve yabancı üründen vaz geçer, yerli malı kullanır, siyaset ve bürokraside de israftan kaçınır ve her bayramda 9 gün tatilden ziyade işimize odaklanırsak daha başarılı olur daha ciddi ekonomi politikası izlemiş oluruz.

 

 

HOLDİNLEŞEN TARİKATLAR

 

TARİKATLAR akçeli işlere girip şirketleşmeye başladılar mı sonrasında tv, gazete, dergi, radyo geliyor ve kamuoyu oluşturmaya başlıyorlar!
Akabinde finans işine giriyorlar, holdingleşiyorlar!

Hal böyle olunca önce dini, sonra ticari, bilahere bürokrasi ve sonunda da siyasette lobileşmeye başlıyorlar.

Bu ticari, siyasi ve bürokratik güce ulaştı mı eğitim kurumları, özel liseler, kolejler ve üniversiteler kuruyorlar!

Sonrasında zeki, kabiliyetli ve yetenekli çocukları seçip adeta yeniçeri gibi fikren devşirip istedikleri gibi yetiştiriyor ve bu aşamadan sonra ticaret, siyaset, sanayi ve bürokrasi de sahip oldukları lobiler vasıtasıyla sırf kendilerinden olanlara kapı açıyor, onları bir yerlere getiriyorlar.

Bu konuda ‘ekonomi politikasının temelleri’ diye üniversitelerde okutulan ders bile var.
Bu olayın gelişme seyri dünyanın en gizli inanç akımlarından scientologyde de böyledir, ihlas grubunda da böyle, FETÖ’da da böyledir, değişmez.

Bir tarikat; devremülk, turizm ve seyahat şirketi, basın yayın, inşaat, eğitim kurumları, üniversiteler, iş adamı dernekleri, sanatsal faaliyetler ve siyasal faaliyetler işine girmişse FETÖ’laşması sadece o anlayışa (güç ve idare ben olayım) meyilli idarecinin başa geleceği zamana, ulusal ve uluslararası siyasi konjoktürün seyrine bağlıdır.
Şeyhi elde et (imamı ele geçir) tespih denelerini peşine sürükle.

Dost acı söylermiş.
Tarikatlar da dünyevileşme artıkça güç zehirlenmesi sadece zamana dayanan ve günün birinde yaşanılması kaçınılmaz sondur.
Tarikatlar holdingleştikce iş; Allah rızasından çok kese, cep, cüzdan rızasına doğru gitmekte ve manevi hazlar yerini maddi hazlara bırakmaktadır.
Bugüne değil yarına bakalım.
Geçmişten ders alınmazsa tarih tekerrür eder.

Allah C.C. sonumuzu hayr eylesin.
Ey iman edenler, iman ediniz!

 

 

BU MİLLETE YAZIK!

 

HABERCİLİK; işin suyunu çıkarmak, “tarafım” diye cıvık cıvık insan aklına zarar, hem kendini hem savunduğun fikri maskara edecek derecede düşük seviye de haber yapmak değildir.

Batılılar 1917’den beri yalan yanlış ve yanlı haberlerle toplumları yani kamuoyunu sosyo-politik, kültürel manipüle ediyorlar ama bunu çok profesyonelce yapıyor.

Geçenlerde A Haber program yapmış: "A Haber sokağın nabzını tutuyor" diyor. İzledim aslında sokağa kendi nabzını tutturuyor. Kendileri söyleyip tasdik edilmesini bekliyorlar. Konuşmaların daha başında röportajı yapanla sokaktaki kişi diye lanse edilen kişinin tanışık oldukları, önceden ne konuşacaklarının danışıklı olduğu da hemen anlaşılıyor. Bu konuda CNN Türk’ten bari birşeyler öğrenseler olmaz mı?

Ha peşinen söyleyeyim A Haber böyle de Halk TV başka türlü mü?
Değil!
Tıpkısının aynısı.
Sadece söylemler farklı.

Yazık, vallahi de billahi de bu millete yazık!

 

 

SAPANCA DEVLET HASTANESİ

 

SAPANCA’NIN nüfusu normalde yuvarlak bir rakamla 40 bin..

Yaz aylarında dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistlerle birlikte bu rakam 100-150 bine ulaşıyor.

İlçede hizmet veren Sapanca Devlet Hastanesi’ndeki başhekim, doktor, hademesinden müdürüne herkesi tebrik ediyorum. Çünkü 40 bine hizmet vermek için donatılmış bir yer, yaz aylarında bunun 3-4 katı fazla insana hizmet vermek zorunda.

Ayrıca ilçemize gelenlerin çoğu yurtdışından olunca çocuk enfeksiyonları çok fazla oluyor. Bu kesime hizmet vermek ayrı bir zor…

Gelen hastaların asabisi var, yaşlısı, genci, efendisi, havalısı, okumuşu, cahili, hastalık hastası (temaruz) olanı var. Tümüyle uğraşmak kolay değil. Ama bir şekilde başarıyorlar.

Hastane Başhekimi Dr. Meryem Dişli ve ekibi, eksik olan servis ve uzman personele rağmen özveriyle sorunların üstesinden gelmeye çalışıyor!

Bravo...

Hastaların tedavi, muayene ve rapor vs işlemleri itina ve eldeki imkanlarla en iyi şekilde veriliyor.

Halkın sağlığını korumayı başarmak gerçekten takdire şayan…

 

 

BÖLGE BÖLGE TATİL!

 

ÜLKEMİZDE halkın refah düzeyi yükseldikçe turizm bölgelerinde sahiller, oteller, lokantalar, parklar, kafeler, pansiyonlar dolu oluyor…

O il, ilçe ve beldelere giden yollar tıkanıyor,

Şehirlerin, kasaba ve beldelerin altyapıları; su, hastane, doktor, polis, jandarma, ambulans ve hatta benzin istasyonları, otoparklar vs yeterli hizmet veremiyor.

Almanya'da okul tatilleri eyalet eyalet farklı tarihlerde…
Türkiye'de de coğrafi bölge, mevsim, sezon vb kriterler dikkate alınmak suretiyle üniversite öncesi eğitim kurumları farklı zamanlarda tatile çıksınlar ve de yaz tatili 8 haftayla sınırlı olsun.

 

 

Bu yazı toplam 642 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim