• BIST 97.988
  • Altın 242,038
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Sakarya 19 °C
  • Kocaeli 20 °C

Bursa ve Sakarya' nın Farkı!

Sezai Matur

 

 

 

 

 Hükümet şehir merkezlerine sıkışan statları şehir dışına taşıyor. 
Bunu TOKİ aracılığıyla yapıyorlar. 
Sakarya’da da TOKİ tarafından yeni bir stat yapılıyor. 
25 bin kişilik stadın 135 milyon lira gibi büyük bir paraya ihale edildiğini biliyoruz. 
TOKİ’ye bu yeni stat karşılığında Atatürk Stadı’nın arazisiyle birlikte yanındaki geniş arazi de verildi. 
Söz konusu araziyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar düzenlemesi yaptı. 
Kat yüksekliği serbest bırakılan bölgede emsal ise Sakarya’daki imarın çok çok üstünde. 
Orada çok katlı bir AVM ve rezidans inşa edileceği belirtiliyor. 
Bu işe Sakarya’dan ciddi bir tepki yok. 
Bir iki itiraz dışında Sakarya, Atatürk Stadı’nın yerine AVM ve rezidans yapılmasını kabullenmiş görünüyor. 
Oysa Bursa’da çok farklı bir durum var. 
Bursa Atatürk Stadı yerine de yeni bir stat yapılıyor. 
Yeni stat bitmek üzere. 
Geçen yıl Bursa gezimizde, görmüş çok da beğenmiştim. 
Bugünlerde Bursa kamuoyu, eski stadın yıkılıp yerine meydan yapılmasını tartışıyor. 
Bakın Bursalılar Atatürk Stadı’nın bir geçmişinin olduğunu belirterek yıkılmasına karşı çıkıyor. 
Yerine AVM veya rezidans yapılmıyor. 
Çok modern görünümlü bir meydan yapılacak olması bile Bursalılar’ı kesmemiş… 
Onlar mevcut stadı korumaya çalışıyor. 
‘Stat yerinde kalsın’ diye eylemler yapıyorlar. 
Bursa ve Sakarya arasındaki bu fark çok dikkat çekici. 
Ben Sakarya’nın da uyanmasını ve Atatürk Stadı yerine AVM yapılmasına karşı durmasını bekliyorum.

Mal sevgisi

Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife, aynı zaman da ticaretle de meşgul olan bir işadamıydı. 
Öğleye kadar mescitte öğrencilerine ders verir, öğleden sonra da işine bakardı. 
Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi; 
“ Ya İmam, gemin battı.”
İmam-ı Azam bir an duraksadıktan sonra, “Elhamdülillah” diyerek karşılık verdi. 
Bir süre sonra aynı adam kapıdan göründü ve “Bir yanlışlık olmuş, battığını söylenen gemi senin ki değilmiş” dedi.
İmam-ı Azam bu yeni habere de “Elhamdülillah” şeklinde karşılık verdi. 
Kapıdaki adam hayretle “ Gemin battı dedim, Elhamdülillah dedin. Batan geminin senin ki olmadığını söyledim. Yine Elhamdülillah dedin. Bu nasıl iş böyle” dedi. 
İmam-ı Azam her iki durumda da neden hamdettiğini şöyle anlattı; 
“ Sen gemimin battığını söyleyince, iç alemimi yokladım. Dünya malının elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntüm yoktu. Buna hamdettim. Sonra batan geminin benim olmadığını söyledin. Ben yine düşündüm. Dünya malına kavuşmaktan dolayı içimde en küçük bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliğim için de hamdettim.” 
Bugünlerde dünya malına karşı böylesi yaklaşabilen kimseler var mıdır acaba?

Bu yazı toplam 3412 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim