• BIST 115.147
  • Altın 163,118
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Sakarya 7 °C
  • Kocaeli 7 °C

Bir partilinin feryadı…

Necdet Başoğlu

Yıllarını siyasi partiye vermişti.

İl Kadın Kollarında çalışmış,

Gecesini gündüzüne katmıştı.

Gerek milletvekilleri,

Gerekse belediye başkanlarının seçim çalışmalarına katılmış,

Gece yarılarına kadar kapı kapı gezerek,

Oy istemişti.

Çoluk çocuğunu, evini hiçe sayarak,

Gece yarılarında evine, belediye başkanı ya da milletvekilleri tarafından bırakılıyor,

Sabah kalkar kalkmaz da yine aynı tempo ile oy istemeye devam ediyordu.

Gün oldu devran döndü,

Siyasette yorulduğunu ve çok değer verdiği arkadaşlarına haksızlık yapıldığına şahit olunca da

Siyasetten ayrıldı.

Ailevi sorunları vardı..

Eşinden ayrı,

Çocuklarına bakmakla yükümlüydü.

Yükü ağır,

Sorumluluğu büyüktü.

Aynı zamanda da işsizdi.

Ailece tanıdığı ve çok önemli bir devlet büyüğüne gitti.

Ki bu kişi,

Bakan Yardımcısıydı.

Efendim, ailevi durumumu biliyorsunuz. Evimin geçimini temin etmem için işe girip çalışmam gerekiyor. Sizlerden yardım istiyorum bu konuda” diyordu.

Tabi Devlet büyüğümüz:

“Tabii ki, senin bize yaptıklarını unutmamız mümkün değil. Hemen sana da yakın olan bir belediye başkanımızı arıyorum. Sana döneceğim” dedi.

Dediği gibi aradan 15 dakika geçmeden,

Devlet büyüğü aramış ve

Müjdeyi vermişti:

“Tamam, müsaitsen hemen belediye başkanını ziyaret et kendisi seni bekliyor” dedi.

İçi içine sığmıyordu.

İşi olacak, kimseye el açmadan, evlatlarına bakacaktı.

Koşarak bahsi geçen belediyeye, oradan da başkanın makamına çıkmıştı.

Başkan kendisini tanıyordu.

Çünkü seçim zamanı, gece yarılarına kadar onun için koşturduğunu ve ona ahde vefa borcu olduğunu biliyordu.

Özel kaleme gittiğinde,

Devlet büyüğünün, ‘seni bekliyor hemen git’ dediği başkanı sormuş,

Ancak başkanın belediye de olmadığını öğrenmişti.

Tabi görevliler:

 “Bu saatten sonra gelmez” deyince makamdan ayrılmıştı.

Hemen telefona sarılarak,

İlgili Devlet Büyüğünü aramıştı.

Devlet büyüğü ise:

“Allah Allah bana belediyedeyim, hemen gelsin demişti. Bekle bir daha arayayım” diyerek,

Tekrar aramıştı:

 “Şimdi aradım bekliyorum hemen gelsin” deyip,

Yeniden belediye dönmesini istedi.

Oysa belediyeden üzgün ayrılmış ve baya da yürümüştü.

Ama ‘Bunda da bir hayır vardır’ diyerek,

Geriye döndü.

Yine ilgili özel kaleme gelerek, başkanı soruyor.

Oradakiler:

“Başkan yok. Size söylemiştik” deyince,

Tekrar devlet büyüğü olan Bakan yardımcısını aranıyor:

“Burada bana başkanın olmadığını söylüyorlar” diyor.

Bakan Yardımcısı:

“Ama nasıl olur? Makamdayım bekliyorum dedi bana da” diyor.

O hırsla iniyor aşağıya.

Ama kararlı bir şekilde

Başkanı arıyor.

Başkan telefona bakmıyor.

Yine arıyor,

Yine bakmıyor.

Dedik ya kararlı..!

Üçüncü arayışta ise başkan lütfederek telefonu açıyor

Ve kendisine:

” Başkanım, sizi bakan yardımcısı arıyor ve beni beklediğinizi söylüyor. Geliyorum yoksunuz. Nedir bu” diyor.

Başkan:

“Kusura bakmayın……… sizi işe alamam.  Bende taşeron yok.” Diyor.

..

“Ama nasıl olur. Bakan yardımcısına, devlet büyüğüne neden ümit vererek konuşuyorsunuz? Ayıp değil mi? Günah değimli?” diyor.

Tabi, bu defa başkan:

“İşte şöyle oldu, böyle oldu……..” diyerek konuşmasını sürdürünce,

Telefon suratına kapatılıyor.

Ve yine devlet büyüğü Bakan Yardımcısını arayarak,

Yapılan konuşmayı aktarıyor,

Bakan yardımcısı sessiz, sadece şunu söyleyebiliyor:

Yazık, bana böyle söylemişti. Demek ki bizi dinlemiyor. Ne yapabilirim kardeşim “ diyerek telefonlar kapanıyor.

Yapılan hareket Bakan Yardımcısının zoruna gitmişti.

Birkaç gün sonra başka bir samimi olduğu belediye başkanını arayarak,

Durumu aktarır.

Başkan, Bakan yardımcısına:

“Ne demek, efendim hemen gelsin” deyince,

Bakan Yardımcısı telefonla arayarak:

“Hemen falanca belediye başkanına git, seni bekliyor” diyor.

Yine bir umutla,

Yollara düşüyor…

“Allah büyük, vardır bir hayır” diyerek içinden geçiriyor.

Belediyeye gittiğinde ise,

İlgili başkan:

“Hoş geldiniz” diyerek başka bir daire müdürünü çağırıyor.

Ve , “Bey Efendi ile gidin size yardımcı olacak” diyor.

Bulundukları kattan aşağı inerek, ilgili daire müdürünün odasına gidiliyor.

Burada yerine oturan müdür,

Çekmecesinden çıkardığı bir kağıdı uzatarak:

“Siz bu formu doldurun, biz size etrafımızda, fabrikalarda uygun bir iş olduğunda haber vereceğiz” diyor.

Ok yaydan çıkmıştı.

İlgili müdüre:

“Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Bu ne demek oluyor. Formu doldurmuyorum. Ben burada çalışmak için geldim, fabrikada çalışmak için değil” diyerek kapıyı çarpıp odadan çıkıyor.

Yine bizim devlet büyüğümüz aranıyor.

Bakan yardımcısı ile telefonda görüşerek,

Olayı anlatıyor ve son söz olarak:

“Sizleri Allah’a havale ediyorum” diyor.

Bakan Yardımcısı ise:

“Ne yapayım? Bizi de dinlemiyorlar” diyerek telefon konuşması yine son buluyor.

 

Güzel söz:

 

İnsanı sessiz kalmaya

Zorlayan acı,

Onu bağırmaya zorlayan acıdan,

Çok daha ağırdır.

 

Füruğ Ferruhzad

 


@Necdet_Basoglu

Bu yazı toplam 2182 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim