• BIST 91.850
  • Altın 210,845
  • Dolar 5,3586
  • Euro 6,1028
  • Sakarya 13 °C
  • Kocaeli 13 °C

Beyaz Afet Değil, Beyaz Rahmet "KAR"

Osman Karagüzel
 
            İnsanlar, kar yağışına  genellikle olumsuz bakarlar. Beyaz''afet'',  beyaz''kabus'', beyaz''felaket'', ''kara kış'' der, 'külfet' olarak yorumlarlar.
          Son derece yanlış olan bu kanaat, karın ne büyük bir ''nimet'' olduğunun yeterince, belki de hiç bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Sadece ''külfeti'' görülmekte, ama, bu külfetin arkasındaki büyük ''nimet'' bilinmemekte, görülmemekte ya da görmezden gelinmektedir. Karın külfeti hemen görüldüğü ve haber değeri olduğu, magazinel yanı bulunduğu için öne çıkarılmakta ve  kara büyük haksızlık yapılmaktadır.
           Oysa, karın çok ama çok çok faydaları vardır.
           Öncelikle bütün canlılar ve tabiat için, en faydalı ''yağış şekli''  ''kar''dır ve hayati derece de faydalara haizdir.
           En önemli ve birincil faydası; hem yeryüzü hem de yeraltı sularının esas ve ana kaynağını teşkil eder. Yani, yer üstü ve yer altı sularının beslenme kaynağı kardır. Kar ne kadar çok olursa, yaz mevsiminde sularımız o kadar çok olacak, derelerimiz bol ve devamlı akacak, yeraltı sularımız çoğalacak, göllerimiz ve barajlarımız  dolu olacak, göze ve pınarlarımız coşacak, çeşmelerimiz şarıldayacaktır. Kar yağmadığı zaman ise aksi olacak, hepsi azalacak veya kuruyacaktır.
           Kar sayesinde içme ve sulama suyu depolarımız dolmakta, hayat kaynağımız suyun, gerçek kaynağını kar  oluşturmakta,barajlarımızın su seviyesi onunla yükselmektedir. Barajlarımızın dolması, aynı zamanda enerji demek,  elektirik demek, ışık demek, aydınlık demektir.
           Kar suyu; topraktaki P,Ca ve Fe gibi minerallerin çözülüp parçalanmasına ve bitkiler tarafından kolay alınmasına, yani beslenmelerine vesile olur.
           Karlı geçen bir kıştan sonra çiçekler bir başka açar, tarlalarımız, çayır ve çimenlerimiz, bağ ve bahçelerimiz, ormanlarımız daha gür, daha yeşil, daha canlı ve daha bir verimli olur. Mahsul bol olur.
            Kar toprağı adeta ''aşılar'', ''tava'' getirir, yükler. Kar bitki ve toprağı dinlendirir, bitkiler için verimli bir ortama, yatağa ve kucağa çevirir.
            Kar da  bulunan amonyak; karın erimesiyle toprağa karışır ve toprakta kalır. Amonyak; azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek, bitkilerin azot ihtiyacını karşılar. Yani, kardan sonra bol azotlu, gübreli, verimli bir toprak oluşur. Kardan sonra tabiat bir başka parlak olur, cilalanır.
            Karın faydaları bununla da bitmez.
            Kar ile hava ve karada ki mikroplar temizlenir. Yani tabiat, gerçek temizlenmesini, hakiki banyosunu yağmurla değil, kar ile
 yapar.
             Kar yağınca hava yumuşar ve havanın aşırı soğuması engellenmiş olur.
             Kar, bitkiler üzerinde bir yorgan vazifesi, koruyucu bir örtü oluşturur.
             Kar, toprağın nem oranını artırır, çiftçilerin yüzünü güldürür.
             Kar, ağır ağır eridiğinden, yağmur gibi yüzey akışa geçmez, erozyon oluşturmaz, toprağın aşınıp taşınmasına sebep olmaz. Boşa gitmez ve toprağın bünyesine nüfuz eder.Yeraltı sularını ve bütün akarsuların deposunu doldurur. Onun için, yağmurdan çok daha  değerli ve kıymetlidir.
             Karın sosyal faydaları da vardır.
              Kar, tabiatın giydiği  beyaz''gelinlik''tir. Ya da, hepimizin mutlaka bir gün giyeceği beyaz ''kefen''dir. Kar, beyaz bir elbise gibi tabiatın bütün çirkinliklerini altına alır, örter, kapatır.
               Kar, vücutta adrenalin ve mutluluk hormonunu salgıladır. Kar ile birçok sıpor dalı faaliyete geçer, turizim canlanır, dağlar şenlenir, ekonomiye bu alanda da katkı sağlar. 
              Kar; ''hayat iksirimiz'' suyumuzdur, enerjidir,elektiriktir, ışıktır, aydınlıktır. Kar; hayattır, ekmek, gıda, sağlık, sıpor, temizlik, verimliliktir. ''Kar kadar beyaz, kar kadar temiz'' ifadesinin mübarek öznesidir.
              Evet. Kar; beyaz afet,beyaz kabus değil, beyaz''rahmet'', beyaz''nimet''tir. O bir beyaz ''altın''dır. Bereket, bolluk, rızık, gıda, sağlıktır.
              Elbette külfeti de vardır. HER NİMETİN BİR KÜLFETİ OLDUĞU GİBİ. Külfetsiz hiç bir nimet yoktur. Önümüze gelen yemek bile, nice külfetlerin ürünüdür.
             Aman kara, kabus, afet, külfet olarak bakmayın. Büyük ve mübarek bir nimet olarak bakın.BASARKEN BİLE DİKKAT EDİN, İTİNAYLA BASIN. Zaruret olmadıkça kaldırıp atmayın, kirletmeyin. BU BÜYÜK NİMET İLE BULUŞMANIN ŞÜKRÜNÜ ANLAYIN, eda edin.''ELHAMDULİLLAH'' deyin.
             Hiç şüphesiz odunu, kömürü, d.gazı olmayanları, ısınamayanları unutmadan!! 
             NOT: Mübarek Mevlid kandilinizi tebrik eder,tüm İslam Alemine uyanış, silkiniş, diriliş, yeniden doğuş, kardeş, millet, ümmet olma ve  kurtuluş vesilesi olmasını niyaz ederim.
Bu yazı toplam 1093 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim