• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Sakarya 7 °C
  • Kocaeli 7 °C

BARIŞ VE BAĞIMLILIK

Yavuz Soydan

Sürekli savaş ve kavga halinde olmak; silahlanmayı, taraf olmayı ve gücü olan silah sahiplerine BAĞIMLI olmayı gerektirir...

Bu durum; sahip olunan kısıtlı enerji ve kaynakların savaş ve kavgaya hazırlık için kullanılmasını zorunlu hale getirir...

Savaş ve kavga psikolojisi içerisinde yaşayan kişi, grup, millet ve devletler kendilerini güvende hissedemez ve sürekli şüphe halinde yaşar; hayatı kendine zindan eder...

Bu psikolojiye girenler; bir taraftan zincirleme reaksiyonla yeni düşmanlar üretirken diğer taraftan denize düşenin boğulma riski ile YILANLARA sarılır...

Savaş ve kavgalardan beslenen yılanlar ve çiyanlar, yeni kavgalar çıkarmaktan ve bağımlılar oluşturmaktan geri duramazlar...

Bununla ilgili basit mafya ve mahalle kabadayısı hikayeleri oldukça açıklayıcıdır...

Devletin güvenlikte yetersiz kaldığı mahallede haraç toplamak isteyen kabadayı, esnafa gelir... Esnaftan işyerinin hırsıza ve arsıza korunması karşılığında düzenli bir masraf (haraç) talep eder... Esnaf bunu ödemeyi reddederse tesadüf bu ya o akşamdan itibaren esnafın işyeri hırsız ve arsızların saldırısına uğramaya başlar... Geçmiş olsuna gelen mafya elemanları, “bizi dinleseydin bunlar başına gelmezdi” der ve tekrar kartlarını bırakarak giderler... Esnaf, eni sonu bu mafyaya BAĞIMLI hale gelir. Devlet güvenliği yeniden tesis edinceye kadar bu düzen devam eder gider...

Bu kabadayının yaptığını modern dünyada büyük dediğimiz devletler aleni yapmaktadır... ABD, Fransa, İngiltere tarafından; Ortadoğu’nun petrolünü hortumlamak için Libya’ya bağlanan Kaddafi, Irak’a bağlanan Saddam, Suriye’ye bağlanan Esad, Mısıra BAĞLANAN Mübarek vb. hep aynı görevi görmüşlerdir...

Suud, Katar, Kuveyt vb. şeyhleri, her başını kaldırdığında, bu bağlananların ipleri biraz gevşetilerek tehdit edilmiştir... Şeyhlerin güvenliğini sağlayan büyük güçler, filolarla koruma karşılığında petrolün vanasını ele geçirir...

Aldığı petrolün bedelini, koruma masraflarına ve sattığı hiç kullanılmayacak silahlara fatura eder... Kalan paranın bir kısmı ile Londra, Paris ve Madrit’te  mülk aldırır, futbol takımı satar, iki üç gök delen yaptırır... Küçük bir kısmı ile de şeyhlerin zevki için araba, uçak, kadın vb. enstrümanlar tedarik edilir...

Bizim gibi ülkelere ise coğrafyamızda uyanışı sağlayamayalım diye Leopar tanklar, F16’lar, Patriotlar, S400’ler vb. verirler... Tabi ki onların kontrolü dışında kullanmamak şartı ile...

Oysa BARIŞ öyle midir?... 

Barışta kaynaklar; eğitime, sağlığa, tatile, gelişmeye ve huzura yönlendirilebilir...

Örnekler; İsviçre, Fillandiya, Norveç, İsveç vb...

Bizim; bu bölgede kavgaları sonlandırmaya ve barışı tesis etmeye ihtiyacımız hatta mecburiyetimiz var...

Kötüler ve kötülükle mücadeleyi ise ADALET terazisinin kalibrasyonunu bozmadan yapmalıyız... Bu mücadele, savaşlarda olduğu gibi çoluk-çocuk, suçlu-suçsuz ayrımı yapmadan değil; doğrudan zalimler hedef alınarak yapılmalıdır...

Düsturumuz; “zalimler için yaşasın ADALET” olmalıdır...

İşte o zaman her şeyin daha güzel olacağını, Hak’kın ve halkın bundan hoşnut olacağını göreceğiz...

Eğitimli, gelişmiş ve huzurlu bir toplumda ise kabadayılar, kendilerine uygun BAĞIMLILAR bulamazlar...  “Barış, zalime bağımlılığı azaltır...”

 

Sermayesi kavga olanlar, barıştan beslenemez...

Bağımlılığı azalmış bir toplumsal yapıda buluşmak umuduyla...

 

 

 

 

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim