• BIST 96.192
  • Altın 243,884
  • Dolar 6,2815
  • Euro 7,3880
  • Sakarya 26 °C
  • Kocaeli 25 °C

Aydaki Adam ve Aydın Karanlığı

Cihat Zafer

Seneler senesi batı hayranlığı yüzünden aşağılanan aydınlarımız, şimdi de yeteri kadar köklerini bilmemekle suçlanıyor.

Tanzimat'tan beri "aydın" lanmaya çalışan "münevver"imiz yine karanlık olmakla itham ediliyor.

Şimdiki moda, "batıcı" değil "doğucu" olmak çünkü.

Eeee, şarkıcısı, mankeni, artisti umre kuyruğuna girecek de Türk aydınının eli armut mu toplayacak?

Kemal Tahir yani "Devlet Ana"nın yazarı güya diyormuş ki, "Aydınlara bakıyorum, içim kararıyor!"

Yalan değil, Türkiye'nin bin türlü baş belasından biri aydınlarının karanlığıdır.

Enver Aysever, "Cehaletin kutsandığı ülkemde bayağılığa tutsak insanlar yetiştiriliyor. Yarın okullar değil İmam Hatipler açılıyor" diye yazmış Twitter'da.

Haşmet Babaoğlu da Enver Aysever'e haddini bildirmiş:

"Dünyanın en palavra aydınları 1960'lar sonrası Türkiye'sinin seküler, devletçi, modernist eğitim sisteminin ürünleridir. Hele kendini solcu zannedenleri tam bir felakettir. Köklerini bilmedikleri, gerilimlerini anlamadıkları Batı'ya meftundurlar ama moralleri hep bozuktur. Çünkü bir türlü Batılı olamadıklarının da farkındadırlar.Geçenlerde bu tayfadan bir televizyoncu okulların açılmasını fırsat bilerek ve İmam Hatipleri de hedef alarak sosyal medyaya kustu: "Cehaletin kutsandığı ülkede, bayağılığa tutsak insanlar yetiştiriliyor." Kendi bayağılığını fark edemeyen bu küstahlığa kızmak yerine dayandığı temelleri anlamak gerek. Batılı aydının Latince, Grekçe gibi dillere verdiği öneme ağzı bir karış açık, hayranlıkla bakan bu tipler hiç dönüp sormazlar kendilerine. Biz neden kültürümüzün kök dillerine uzağız? Neden Arapça öğrenmek için çaba göstermedik? Neden Mevlana'ya bayılıyoruz da, Farsça'ya bu kadar uzak kalıyoruz? Söz konusu arkadaşla yapılmış söyleşilerde dikkatimi çekti; en çok Dostoyevski'yi severmiş! Bizim Cumhuriyet aydınında böyle komik bir ezber var. Hem ezber, hem de kendi aralarında havalı bir etiket. Düşünün, dine uzaklar, inanç çatışmalarını hafife alıyorlar, suç ile günah arasındaki farkı bilmek bile istemiyorlar ama Dostoyevski'nin "Ecinniler"ini, "Karamazov Kardeşler"ini, hatta "Öteki"sini anlayıp sevdiklerine inanmamızı bekliyorlar. Oysa bu imkânsız! Uzun lafın kısası, bizim en cahillerimiz şu malum aydınlarımız!"

Elbette kimse çıkıp da, Haşmet Babaoğlu'na, dindar ya da Müslüman olmamak Dostoyevski'yi anlamaya neden engel olacakmış?" demeyecektir.

"Vicdan"ın hangi dilde hangi kelime ile ifade edildiğinden çok daha evrensel çok daha değerli bir şey değil midir, kişinin bir "vicdanının" olup olmadığı?

Enver Aysever'in "haksız"lığı, "karanlığı", "densizliği" Haşmet Babaoğlu'nun günümüz "aydın" modasına uygun "hışmını" aklamaya yeter mi?

Aydının birinci ve yegane vazifesi muhalif olmak değil midir? Aydının işi dönem goygoyculuğu mudur? Aydının görevi muktedir politikaların avukatlığı, zabıtalığı mıdır? Türk aydını Farsça bilse Hz. Mevlana'yı anlayacak mıydı yani? İngiltere'de çöpçüler bile anadilleri İngilizce olduğuna göre doğuştan Şekspir uzmanı mıdır acaba? Türkiye'de herkes doğru, akıcı, zengin bir Orhan Boran Türkçesiyle mi konuşuyor? Biz şimdi Arapça bilmediğimiz için mi rüşvet ve yolsuzlukta, kamu malının, yeşil alanların vicdansızca talanında, aile cinayetlerinde, uyuşturucu ve fuhuş batağında rekor denemeleri yapıyoruz? İngilizcesinden Kur'an meali okuyarak Müslüman olanlar ilelebed ahlaksız kalmaya mahkum mudurlar? Yahut, Haşmet Babaoğlu'nun aşağıladığı Tanzimat ve Cumhuriyet aydınlarından çok daha donanımlı ve haysiyetli aydınlar mı yetiştirdik son yıllarda?

Madem, dindarlar, muhafazakarlar, Müslümanlar için bu "kök" meselesi, bu "dil" meselesi bu derece mühim, elbet kültürle ilgili bir meseledir bu, neden AK Parti hükumetlerinin icraatları içinde mesela ulaşım ya da sağlık kadar öncelikli yer almaz kültür politikaları? Bedava acil hizmeti kadar ya da herkesin uçakla seyahat etmesi kadar önem verilmez, bütçe ayrılmaz kültüre?

Dünyanın her yerinde saygı görecek eserler vereceklerin yollarını açmak şehirlerarası duble yollar açmak kadar önemli olmayacak mı hiç bu ülkede?

Engin Arapoğlu, hak etmediğim övgülerle dolu yazısında, "Cihat Zafer’den ideal bir Kültür Bakanı olur" dediği için lafı ustalıkla buraya getirmiş değilim.

Engin Arapoğlu diyor ki bendeniz için: "Milletvekilliğini de geçtim, harikulade bir Kültür Bakanı olur kendisinden… En azından sayesinde bütün Türkiye Selahaddin Şimşek’i tanımış olur… Bu bile milletvekili adayı olması için yeterli bir sebep bence…"

Mesele biraz da budur işte.

"Cihat Zafer'in bile" olabileceği bir şeydir "milletvekilliği" madem, o zaman bakan da olur. Bakan olursa ne bakanı olur? Kültür Bakanı olur. Daha tırışkadan bir bakanlık mevcut olmadığından mı böyledir bu?

Nazlı Eray'ın Tanpınar'ı anlattığı son romanı "Aydaki Adam: Tanpınar" hakkında yazmak isteyip duruyorum. Olmuyor. Haftaya biraz daha kültürlü olmaya çalışacağım ve size daha şiirli, daha şarkılı bir yazı yazacağım. Nasılsa Engin Arapoğlu, iltifat etti, yolu açtı. Bundan sonra sadece milletvekili adayı değil bir Kültür Bakanı adayı nasıl yazması gerekiyorsa öyle yazmaya çalışacağım.

Bu yazı toplam 2395 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim